Prof. Dr. Bilal Kemikli Konferansı “Bir Kurucu Metin Olarak İstiklal Marşı”

    Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) Rektörlüğü tarafından, Çanakkale Zaferimizin 106’ncı yıl dönümünde şehit ve gazilerimizi anmak için düzenlenen çevrim içi konferansa, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Kemikli konuk konuşmacı olarak katıldı.

    100 yaşına giren İstiklal Marşımızın kurucu bir metin olarak ele alındığı konferansta Prof. Dr. Kemikli,Akif, bu milletin Dede Korkut’udur. Nasıl Dede Korkut bizim hikayemizi, Oğuz’un hikayesini yazdıysa Mehmet Akif Ersoy’da bu milletin destanını yazmıştır, kayda almıştır. Ama bu destanı yazmak, O’nun sanki kaderi gibidir. Hayat, O’nu bu şiiri yazmaya, bu destanı yazmaya mecbur etmiştir.” dedi.  

    İstiklal Marşımızın, bu topraklarda yeniden vatan inşa etmemizi, millet olarak yeniden varolmamızı temin eden kurucu bir metin olduğuna işaret eden Prof. Dr. Kemikli, özetle Mehmet Akif Ersoy’un, Çanakkale Şehitlerine diye Necid çöllerinde yazdığı o destanı okuduğumuzda Boğaz Harbinin destanını görüyoruz. Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar/O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar/Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor/Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor/Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker/Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer/Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i/Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi/Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?/’Gömelim gel seni târîhe’ desem, sığmazsın/Hercü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb/Seni ancak ebediyyetler eder istîâb. Bu şehitlerimizin hatırasına bir şey yaptım diyemem tevazusu ile hareket eden, sözü anlamlandıran, taçlandıran büyük bir şairdir Mehmet Akif Ersoy.  

    “Akif, Bu Toprakların Yetiştirdiği Büyük Kahramanlardan Biridir.” 

    Şehitlerimiz, kahramanlarımız, toprağı, vatan kılmak için çalıştılar. Ama şairlerimiz, mütefekkirlerimiz, alimlerimiz, onlar da birer kahramandırlar. Onlar da sözleriyle, sohbetleriyle, söyledikleri, yazdıkları şiirleriyle insanlarımızın hayatı daha kolay bir şekilde yaşaması, problemleri daha sağlıklı bir şekilde çözebilmesi için, hayata tutunabilmeleri için, ürettikleri fikirleriyle adeta cephede savaşan kahramanlarımız gibi kahramandırlar. Bu topraklar büyük kahramanlar yetiştirdi ve bu kahramanlardan birisi de, tıpkı o şühedanın ruhu için feryad-ı figân eden ve bize İstiklal Marşı’nı kazandıran Mehmet Akif Ersoy’dur.şeklinde konuştu.    

    İstiklal Marşı, kurucu bir metindir.” diyen Prof. Dr. Kemikli,  Evvela, edebi bir eser, bir metin, bir şiir ama bu şiir, yazıldığı dönemde, söylendiği dönemde geniş kitleleri etkiliyorsa, biz bunlara kurucu metin diyoruz. Kurmak, bir milleti, bir geleneği inşa etmek anlamına gelir. Yeniden varolma mücadelesinin iksirini ifade eder. Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı, bu anlamda, yazıldığı dönemde çokça tesir eden, çokça okunan ve bir milleti, millet yapan manzumu haline geldi. Şöyle ifade etmek istiyorum: Millet olmak, aynı türküyü söylemektir. Millet olmak, aynı kıssanın parçası olmak demektir. Millet olmak, aynı destanın kahramanı olmak demektir. Toprağı vatan kılmak ise, insan toprağını işlemekle olur. İnsan toprağını ancak sözle işleriz. Bunun için bir misyon belirlemek gerekir. Nasıl bir insan yetiştireceğiz? Nasıl bu toprakları makul edeceğiz? Misyonu belli olan, nasıl bir insan modeli yetiştireceğini bilen toplumlar, günü sağlıklı bir şekilde geçirebilme imkanına sahip olurlar. Keza bir de vizyonunun oluşması, yani toprağın vatan olması için misyon belirlemek yetmez, vizyonun da oluşması lazım. Vizyondan murat nedir? Vizyondan murat, ufuktur. Yani, yarını inşa etme çabasıdır, yarınla ilgili projelerin olmasıdır. İstiklal Marşımız ve diğer kurucu metinlerimiz bu anlamda geniş kitleleri etkileyerek, aynı türkü, aynı söz, aynı mana etrafında milleti bir araya getiren, birlik ve dirliği inşa eden metinlerdir.  

    “Kurucu Metinler, Tarihi Köklerden Beslenmeli Ama Hali de Tasvir Etmeli.” 

    Bu kurucu metinlerin yazılmasına hadiseler vesile olur. Sosyal ve kültürel hadiseler, içinde yaşanılan siyasi yapı, bu metinlerin yazılmasına katkı sağlar. Bu bakımdan kök metinler de dediğimiz kurucu metinlerin, tarihi hakikatten, köklerden beslendiğini görüyoruz. Milletlerin tarihlerinden alacakları güç, orada kendini gösterecektir. Ama bu metinlerin, sadece tarihi zikretmesi, tarihi kahramanlıkları, tarihi yücelikleri zikretmesi değil, anı, içinde yaşanılan zamanı da tasvir etmesi lazım. Köklerden beslenmeli ama hali de tasvir etmeli. Yarına kalabilmesi için bu metinlerin, yarın da onun tesirinin varlığını sürdürebilmesi için yarını inşa edecek cümleleri, kelimeleri içinde barındırmalı. Yarını inşa etmeye, ufuk diyoruz. Vizyon budur işte. Bir ufku olmalı, bu tür metinler milletlere umut vermeli, heyecan sunmalı, hayal sunmalı. Heyecanınız, hayaliniz, umudunuz varsa, ufkunuz varsa, vizyonunuz sağlamsa, siz düştüğünüz kuyudan çıkarsınız.  

    Bizim millet olarak, kök, kurucu metinlerimiz çok hamdolsun. O yüzden, büyük bir milletiz. O yüzden, bu milletin büyükleri, kahramanları çoktur. O yüzden, bu milletin büyük mezarları vardır. Nurettin Topçu merhumun ifadesi ile, ‘Büyük mezarları olan milletler, büyük milletler ve büyük devletlerdir. Biz, büyük bir milletin çocuklarıyız. Büyük mezardan murat, büyük mütefekkirlerimizin, büyük sanatkârlarımızın, büyük düşünürlerimizin olmasıdır.ifadelerini kullandı.  

    “Süleyman Çelebi, Mevlit’i Yazdıktan Sonra Çelebi Mehmet Devleti Yeniden Derleyip Toparlamıştır.” 

    Osmanlı’nın Fetret döneminde Bursa Ulu Cami’nin bilge İmamı Süleyman Çelebi’nin yazdığı Vesiletü’n Necat’ın da İstiklal Marşı gibi kurucu bir metin olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kemikli, “Anlamı, kurtuluş vesilesi demektir. Biz daha sonra bu kitaba Mevlit adını verdik. Mevlit, doğuştur, doğmaktır. Hz. Peygamberin doğumunu anlatıyor ama aslında bir milletin yeniden doğuşunun hikayesi var burada. Yeniden doğmak, derlenip toparlanmaktır, bir olmaktır, diri olmaktır, millet olarak yeniden varolmaktır. Süleyman Çelebi’nin Mevlit’i daha sonraki dönemlerde, günümüzde Sezai Karakoç’ta diriliş kavramıyla hayat bulacaktır. Dirilişin kökünde, temelinde bu doğuş vardır. Vesiletü’n Necat’ta Süleyman Çelebi şunu söylüyor; ‘Siz kurtarıcı mı arıyorsunuz? Mehdilik, mesihlik iddiasında bulunanlar değil, mehdi bizzat Peygamberimizin bize bıraktığı mirastır, sünnettir. O da inanan insanın ahlakıyla, temsil kabiliyetiyle ortaya çıkar. Biz kendi özümüze dönersek, derlenip toparlanırsak, kendi manevi miracımızı, ahlaki tekamülümüzü gerçekleştirirsek, şu içinde bulunduğumuz bunalım, fetret ortamından kurtuluruz. Kitabın başından sonuna kadar verdiği mesaj budur. Nitekim, Mevlit yazıldıktan sonra Çelebi Mehmet, devleti yeniden derleyip toparladı. Süleyman Çelebi’nin Mevlit’i bir kurucu metin olarak, devlet kuran bir metin olarak varlık kazandı. Daha sonraki dönemlerde Mevlit’in şerhleri yapıldı, benzerleri yazıldı. Türk-İslam edebiyatı içerisinde Mevlit, Mucizâtü-n Nebi, Mi’râciyye gibi pek çok eserin yazılmasına da, Ahlâk-ı Nebi gibi mesnevilerin yazılmasına da katkı sağladı, kültür ve edebiyat hayatımızı besledi. Tıpkı Süleyman Çelebi’nin Mevlit’i gibi İstiklal Marşımız da kurucu bir metindir. O metin içerisinde tarihimiz de var, zengin değerlerimiz de var, o ağ içerisinde Polatlı’ya kadar gelen düşmanın namlularının taa Meclis’ten duyulduğu bir dönemde, yokluk içerisinde varlık mücadelesi veren o kahramanlarımızın moralini takviye eden, manevi yönden onlara rehberlik eden ve onlara ufuk veren, ‘Korkma’ diyerek onları umutlandıran, yüreklendiren, ‘Korkma, Allah bizimle beraberdir’ mesajıyla cephedeki savaşan kahraman askerlerimizi yüreklendiren, evinde, bahçesinde, çarşıda dükkanında çalışıp millet olmanın şuuruyla askere yardım eden halkımıza manevi destek veren, Meclisimizde okunduğunda bütün milletvekillerinin ayakta dinleyip alkışladığı bu metin de, kurucu bir metindir. diye konuştu.  

    “Berlin Hatıralarında, İstiklal Marşı’nın İlk Nüveleri Oluştu.” 

    Mehmet Akif’in Berlin Hatıralarına da değinen Prof. Dr. Kemikli, “İstiklal Marşı’nın ilk nüvelerini oluşturuyor. Yani İstiklal Marşı’nın malzemelerini Safahat’in içerisinde bulabilme imkanına sahibiz. Sürekli Çanakkale’den haberler geliyor ve bu etkiyle yazıyor. Korkma/Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz/Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz/Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun/Meğer ki harbe giden son nefer şehid olsun/Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa/Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa/Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar/Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsar/Değil mi cephemizin sinesinde iman bir/Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir/Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz/Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmazEvet, cihan yıkılsa bu cephe sarsılmaz. Korkma, Allah bizimle beraberdir. İlk işareti böylece Berlin’de veriyor.” dedi.  

    Prof. Dr. Kemikli, sözlerini, Milli Mücadelemizin askeri kahramanları, başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, tüm şehit ve artık aramızda olmayan gazi cengaverlerimizi rahmet ve minnetle anarak, gazilerimize, Allah’tan uzun ömürler ve sağlık temennisinde bulunarak tamamladı.  

    https://youtu.be/dV4QOGbsFE8