https://ibu.edu.tr/Website/Default.aspx
https://ibu.edu.tr/Website/Default.aspx
https://ibu.edu.tr/Website/Default.aspx
https://ibu.edu.tr/Website/Default.aspx

    Üniversitemizde “Türk-Ermeni İlişkilerinin Gelişimi” paneli düzenlendi

    Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi tarafından “Türk-Ermeni İlişkilerinin Gelişimi” konulu panel düzenlendi. Prof. Dr. Nejla Günay, Ermeni halkının bugün bir arada olmak için Türk düşmanlığını referans aldığını; Dr. Erman Şahin ise, Türkiye’den tazminat ve toprak taleplerinin gerçekleştirilmesi amacıyla tarihin, Ermeni davasının bir aracı olarak görüldüğünü söyledi.

    Kongre Merkezi Yeşil Salondaki panele; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaya Yıldız, Genel Sekreter Prof. Dr. Yusuf Cerit, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nuray Özdemir Tiryaki, akademik-idari personel ve öğrenciler katıldı.

    Panel, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türk Tarih Kurumu Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nejla Günay “Birinci Dünya Savaşı’ndan Millî Mücadeleye Türkler ve Ermeniler” konulu konuşma yaptı.

    “19’uncu yüzyılda Türk-Ermeni ilişkileri ciddi yara almıştır; bunun yansımalarını bugün de yaşıyoruz.”

    Türklerin ve Ermenilerin yaşam tarzı ve davranış biçiminde birbirlerine olan benzerliklerinden örnekler veren Günay, özetle “Ermeniler, Osmanlı toplumları arasında Türklere benzeyen en önemli unsurdur. Fakat, 1000 yıllık bir geçmiş olmasına rağmen 19’uncu yüzyılda Türk-Ermeni ilişkilerinin ciddi yara aldığı, iki toplumun birbirine düşman haline geldiği görülmektedir. Bunun yansımalarını bugün de yaşıyoruz. Her sene 24 Nisan’da elimiz yüreğimizde ‘Kim ne diyecek?’ diye bekliyoruz. Türk ve Ermenilerin ilişkisinin bozulması, büyük devletlerin Ortadoğu politikaları, bunlara ilaveten misyonerlik faaliyetlerinin yapılması, Ermeni milliyetçiliğinin teşvik edilmesi ve onların Bulgar milliyetçiliğini örnek alarak Anadolu’da, Balkanlar’dan ayrılan devletler gibi ayrı bir Ermeni devleti kurma hevesine düşmeleri ve bunun için birtakım komitalar kurması, Türk-Ermeni ilişkilerinin bozulmasının en temel sebepleridir.” diye konuştu.

    Ermenilerin dünyanın farklı bölgelerinde yaşamasının sebeplerini anlattı  

    Prof. Dr. Günay, Ermenilerin; Rusya’da, Osmanlı’da ve İran’da yaşadıklarını ve aynı zamanda dünyanın birçok ülkesine dağıldıklarını ancak bunların sebebinin Sevk ve İskan Kanunu olmadığını vurgulayarak, özetle “Ermenilerin farklı bölgelerinde yaşamasının ilk sebebi Bizans İmparatorluğu’dur yani Doğu Roma’nın onları illa ki Ortodoks olmaya yöneltmesi, Ermenilerin de kendi milli dinleri olan Gregoryen mezhebinde kalmaları konusunda kararlı olmaları, ülkelerini terk etmelerine, dünyanın farklı bölgelerine dağılmalarına sebep olan ilk olaydır. Bunun arkasından gelen farklı sebepler de vardır.” dedi.

    Ermeniler tarafından kurulan komitalar hakkında bilgi veren Prof. Dr. Günay, özetle “Taşnaksütyun komitesinin Rusya Ermenileri tarafından kurulmasının nedenleri, 1878 Berlin Konferansı’nda bir Ermeni ıslahatı konusunun uluslararası arenada kabul edilmesidir. Bu durumu başlangıçta Rusya sahiplenmiştir; bunu Ayastefanos Antlaşması’nda da gördük. Ama Berlin’de İngiltere bu kozu Rusya’nın elinden alıp sahiplenmek istemiştir. İşte bu nedenle hemen bu konferans öncesinde İngilizler, Kıbrıs adasını Osmanlı Devleti’nden istediler ve yönetim hakkını aldılar. Kıbrıs sözleşmesinde, ‘Osmanlı Devleti, Ermeni ıslahatı yapar’ diye bir hüküm koydurdular. Neden İngiltere böyle bir eğilime girdi? Az önce sorduğum Ermeniler nerede yaşar? sorusuna karşılık, Osmanlı Ermeni’si milliyetçi olacak da Rus Ermeni’si milliyetçi olmayacak mı? İran Ermeni’si etkilenmeyecek mi bundan? İşte İngiltere, Rusya’nın boğazlar üzerinden veya Basra Körfezi’nden veya Doğu Anadolu üzerinden Akdeniz’e, okyanuslara inmesini istemiyordu. Rusya’nın Ermenilerle uğraşması için bu Ermeni ıslahatı konusunu sahiplendi ve Rusya’nın elinden aldı.” diye konuştu.

    Osmanlı’da meşrutiyetin ilan edilme faaliyetleri, 2. Abdülhamit’in meşrutiyetin ilan edilmesine karşı olma sebepleri, Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele’ye giden süreçler, Ermenilerin ıslahat talepleri ve sevk ve isyana dönüşen süreçler hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

    “Ermeni iddialarının safsata olduğunu çok net ve emin olarak söylüyorum.”

    Konuşmasında Çukurova bölgesindeki Ermenilerin faaliyetleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Günay, özetle “Fransız ordusunda yer almışlardır. Fransız ordusu adına Osmanlı Devleti’ne Filistin’de çok ciddi kayıplar verdirmişlerdir. Buna dayanarak Paris Konferansı’nda ‘Biz sizin adınıza savaştık; bize Ermeni yurdu kurun.’ dediler. Sevk ve İskân Kanunu bu şartlarda çıkarılmıştır ve Ermeni iddialarının safsata olduğunu çok net ve emin olarak söylüyorum. Güney cephesinde, doğu cephesinde neler yaşandığını, Millî Mücadele’nin bu millet tarafından nasıl kazanıldığını görüyorsunuz. Millî Mücadele, savaşların evlerimize, sokaklarımıza geldiği bir dönemdir. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde bu millet, ‘Biz esaret altına girmeyiz.’ demiştir. Mustafa Kemal Paşa, önce Amasya’da sonra Erzurum ve Sivas’ta ve nihayetinde Ankara’da ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür; asla parçalanamaz.’ demiştir. Bu bizim anayasamızın ilk 4 maddesinde yer alan değiştirilemez hükümlerden biridir. Ve Mustafa Kemal Paşa o kadar öngörülüdür ki, Misak-ı Milli, milli vatanın neresi olduğunu gösteren bir belgedir. Bu belgede Arap coğrafyası yoktur. Mustafa Kemal Paşa diyor ki: ‘Biz, bizim olanı istiyoruz; bizim olmayanı istemiyoruz. Bizim olan vatanımız için sonuna kadar mücadele edeceğiz ve bağımsızlığımızı koruyacağız.’ Bunu inanmış Türk milleti ile başarmıştır.” vurgusunu yaptı.

    “Ermeni halkı, bugün birlikte olmak için Türk düşmanlığını referans almaktadır.”

    Ermeni soykırımı iddiasının, Sevr Anlaşması’nın maddelerinin günümüze yansıması olduğuna işaret eden Prof. Dr. Günay, özetle “Bu iddialar, aynı dili konuşmayan bir milleti, ortak platformda buluşturmak düşüncesidir. Bu nedenle Ermenistan’da yayımlanmış Ermenice bir kitabı, ABD’de doğup büyümüş bir Ermeni çocuğu anlamaz; Suriye’deki Ermeni çocuğu anlamaz. Bu sebeple kitaplar öncelikle İngilizceye çevrilmiştir; Fransızcaya çevrilenler vardır. Arapçaya çevrilenler vardır. Bunların çoğu propaganda amaçlıdır. Şunu da ilave etmek gerekir: Rusların propagandası 1920’lerden sonra tamamen komünizmi yaymaya yöneliktir. Yani çok boyutlu düşündüğümüz zaman Ermeni halkı, batılı ülkeler ve Rusya tarafından kullanılmıştır. Bu halk, bugün birlikte olmak için Türk düşmanlığını referans almaktadır.” şeklinde konuştu.

    Prof. Dr. Nejla Günay’a Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaya Yıldız tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.

    Dr. Şahin: “Türkiye’den tazminat ve toprak taleplerinin gerçekleştirilmesinin adına tarih, Ermeni davasının bir aracı olarak görülmektedir.”

    Tarihçi Dr. Erman Şahin “Ermeni Meselesi Çerçevesinde Ermeni Kaynaklarının İngilizceye Çevrilirken Sansürlenmesi ve Tahrif Edilmesi” konulu sunum yaptı. Ermeni literatüründe iki farklı anlatı geleneği bulunduğunu kaydeden Dr. Şahin, özetle genel olarak İngilizce yazılan eserlerin Batılı okuyucular için ve Türkiye’den gelebilecek itirazlar göz önünde bulundurularak hazırlandığını, hakim Ermeni anlatısıyla çelişen hususların ayıklanarak sansüre uğradığını, diaspora ve Ermenistan’da içe dönük olarak Ermenice yazılan eserlerde ise, Ermenilerin provokatif eylemleri ve yaşanan olaylardaki sorumluluklarının daha açık sözlü bir dille anlatıldığını ve bunların Ermenilerin kahramanlıkları arasında sayıldığını anlattı.

    Dr. Şahin, özetle “Kuşkusuz bu kadar basite indirgenmiş bir tarih anlatısının arkasında siyasi hedef ve talepler yatmaktadır. Türkiye’den tazminat ve toprak taleplerinin gerçekleştirilmesi adına tarih, Ermeni davasının bir aracı olarak görülmektedir.” diye konuştu ve bu anlatılar kapsamında yazılmış kitapların İngilizce baskılarında uygulanan sansürleri belgeleriyle ortaya koydu.

    Soru cevap bölümünün ardından Dr. Erman Şahin’e Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nuray Özdemir Tiryaki tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.

    Etkinlik, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

    Mevcut makalenin kısa URL'si : https://ajanda.ibu.edu.tr/ugn8
    Önceki İçerikKariyer Planlama Programı yapıldı