https://ibu.edu.tr/Website/Default.aspx
https://ibu.edu.tr/Website/Default.aspx
https://ibu.edu.tr/Website/Default.aspx
https://ibu.edu.tr/Website/Default.aspx

    Atatürk’ün Bolu’ya gelişinin 92’nci yıldönümüne özel konferans

    Bolu Valiliği ve Üniversitemiz Bolu Halk Kültürünü Uygulama ve Araştırma Merkezi (BAMER) iş birliğinde, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Bolu’ya gelişinin 92’nci yıldönümü dolayısıyla konferans düzenlendi.

    Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü Öğr. Gör. Dr. Emine Aşçı’nın konuk konuşmacı olduğu konferansta, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Bolu’ya gelişi ve Türk Demokrasi Tarihinde Kadının Yeri” konusu ele alındı.

    Tarihi Gülezler Konağı’nda gerçekleştirilen konferansa; Bolu Vali Yardımcısı Hakkı Uzun, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Coşkun Karaca, BAMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Azize Aktaş Yasa, akademik-idari personel ve öğrenciler katıldı.

    Dr. Emine Aşçı, Mustafa Kemal Paşa’nın, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Millî Mücadele’yi başlattıktan sonra hiç yurt dışı gezisi yapmadığını ancak Anadolu’yu karış karış gezdiğini vurgulayarak konuşmasına başladı.

    Dr. Emine Aşçı: “Bolulular, Havza Genelgesi’ndeki kararlara icabet etmiştir.”

    Havza Genelgesi, Mondros Mütarekesi ve işgallerin başlaması, Erzurum ve Sivas kongrelerini anlatan Dr. Aşçı, özetle “Mustafa Kemal Paşa, Havza Genelgesi’nde halka der ki: ‘Hiçbir şey yapamıyorsanız bile buğz edin.’ Yani mitingler düzenleyin, gösteriler yapın ve işgalle karşı direniş gösterdiğinizi ifade edin. Mustafa Kemal Paşa, direnme talebinde bulunur. Bolulular buna icabet edecek midir? Kesinlikle edecektir. Çünkü, Bolu çevresinde zengin kömür yataklarından dolayı Karadeniz Ereğli’sinin ilk önce işgal edildiğini görüyoruz. Sonra demiryolu hatlarından dolayı Eskişehir-Kocaeli arasındaki hat işgal ediliyor. Bu ne anlama geliyor? Bolu, bu işgallerin arasında sıkışmış durumda; Ankara’nın da hemen yanında yer alıyor. Dolayısıyla Bolulular da Havza Genelgesi’ne uyarak işgaller için protestolar başlatıyorlar. Özellikle İzmir işgal edildikten hemen sonra başlıyor bu protestolar.” diye konuştu.

    Dr. Aşçı, Mustafa Kemal Paşa’nın Sivas Kongresi’nde delegelerin seçilmesi sırasında dönemin Bolu Mutasarrıfına da davet gönderdiğini ve dönemin Bolu Mutasarrıfı ile Mustafa Kemal Paşa arasındaki ilişkilerin çok yakın olduğunu söyledi.

    “Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da açılan Meclis-i Mebusan’a güvendiği vekilleri gönderir; bunlardan ikisi Bolu mebusudur.”

    Meclis’i Mebusanın açılması, Misak-ı Milli kararları ve bu kararların onaylanma sürecini anlatan Dr. Aşçı, özetle “İstanbul Hükümeti, bir milli mücadele hareketinin başlamasından, buna Mustafa Kemal Paşa’nın önderlik ediyor olmasından ötürü rahatsızdır ama bu durumu engelleyememektedir. Görüşme kararı alınır ve Bilecik’te karşılıklı bir görüşme yapılır. Görüşmelerde İstanbul Hükümeti’ni temsil eden Salih Paşa, İstanbul Hükümeti’ne maddelerin hepsini kabul ettireceğini söyler. İstanbul Hükümeti, bu maddelerden sadece meclisin açılmasını kabul eder. Bu maddelerden özellikle biri çok önemlidir. Mustafa Kemal Paşa, millet iradesinin devamı tecellisini istediğinden dolayı meclisin açılmasını; İstanbul zaten 30 Ekim 1918 sonrası İtilaf devletleri tarafından fiilen işgal altında olduğu için meclisin İstanbul yerine Ankara’da açılmasını ister. Meclis İstanbul’da açılınca Mustafa Kemal Paşa, Ankara’dan ayrılmaz. Bunun yerine güvendiği vekilleri İstanbul’a gönderir. Bu vekillerden iki tanesi, Bolu mebusudur.” ifadelerini kullandı.

    “Mustafa Kemal Paşa, Ankara’yı korumak için Bolu bölgesini de koruyucu tedbirler almıştır.”

    İstanbul’un resmi işgali, Meclis-i Mebusan’ın işgal güçlerince basılması, vekillerin tutuklanması, kaçabilen mebusların Ankara’ya gelme süreçleri hakkında ayrıntılı bilgi veren Dr. Aşçı, özetle “İstanbul’un işgal edilmesi esnasında Mustafa Kemal Paşa’nın hızlı davrandığını görüyoruz. Nihayetinde Ankara’nın yanında Bolu-Düzce bölgesi var. Buranın işgal edilmesi, Ankara’ya çok yaklaşılması anlamına gelir. Bu yüzden Mustafa Kemal Paşa, Bolu’yu korumak için Düzce’deki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Bolu Mutasarrıfına telgraflar çekerek, bölgede asayişin tesis edilmesi talebinde bulunur. Güvenlik için bir dizi talep listesi sıralar. 23 Nisan 1920’de de Ankara’da meclis açılacaktır. Mustafa Kemal Paşa, Bolu-Düzce-Hendek ayaklanmaları sırasında da Bolu livasını koruyucu tedbirler almıştır.” diye konuştu.

    Mustafa Kemal Paşa’nın halkın doğruları öğrenmesi ve bilinçlenmesi için basına çok önem verdiğini vurgulayan Dr. Aşçı, Bolu’da çıkarılan Dertli ve Türkoğlu gazetelerini de desteklediğini anlattı.

    “Mustafa Kemal Paşa, 17 Temmuz 1934’ten önce Bolu’ya gizli şekilde gelmiştir.”

    Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Temmuz 1934 tarihinden önce Bolu’ya gizli olarak geldiğini kaydeden Dr. Aşçı, özetle “Mustafa Kemal Paşa Bolu’ya daha önce de gelmiştir; bunu gizli tutmuştur. Göynük’e gelmiş ve burada kalmıştır. Aslında gitmek istediği yer İzmit’tir ve Bolu’da kısa bir süre için ikamet etmiştir. Yapmaya çalıştığı 3 şey vardı ve bu sebeplerden dolayı Bolu’ya gelişini gizli tutmuştur; Bolu ahalisi gelişinden haberdar olmamıştır. İlki; yerel basını desteklediği gibi aynı şeyi dış basın için de yapmıştır. Önemli fikir adamları, kendisiyle görüşmek isteyen gazeteciler ile iletişime geçer; Millî Mücadeleyi tanıtır. Haklılıklarının üzerinde durur. Her millet gibi Türk Milletinin de yaşamaya hakkının olduğunu, bunun için sonuna kadar mücadele edeceklerini söyler. Bu görüşmelerden biri Fransız edibi Claude Farrere ile olan görüşmedir. Bu görüşmeyi özellikle gizli tutmuştur. İkincisi; Mustafa Kemal Paşa, Balkan kökenlidir ve Selanik Türklerindendir. Selanik, Balkan Savaşlarında kaybedildi. Çok ciddi anlamda Türk-Müslim kıyımı ve göç süreci başladı. Buradan gelen insanlar arasında Mustafa Kemal Paşa’nın annesi ve kız kardeşi de vardı. Onlarla Adapazarı’nda buluşmuş ve Ankara’ya götürmüştür. Üçüncüsü; 1921’de Türk İstiklal Harbi başlamış; Batı cephesi İngiliz destekli Yunan cephesine karşı mücadele edilen zorlu bir cepheydi. Batı cephesinin kuzey bölgelerini özellikle kendisi denetlemek istemiştir. Bu sebeplerle Göynük’e sessiz bir şekilde gelmiştir ve burada kalmıştır. Buradan ayrılırken Bolulular ve Bolu Mutasarrıfı haberdar olmuştur. Bolu Mutasarrıfı hemen kendisine bir telgraf yazmış, kendisini karşılayamamaktan ötürü, bundan geç haberdar olmaktan ötürü Bolu halkıyla birlikte çok müteessir olduklarını belirtmiş ve tekraren Mustafa Kemal Paşa’yı Bolu’ya davet etmiştir. 1921, 1922, 1923 ve 1926’da bu davetler tekrar edecektir. Mustafa Kemal Paşa’nın icabet ettiği tarih 17 Temmuz 1934 olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Mustafa Kemal Paşa, 17 Temmuz 1934 günü, heyetiyle birlikte Bolu’ya varır; halkın dilek ve isteklerini dinler.”

    Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’da yapılacak Türk Dil Kurultayı’nın ikincisine katılmak üzere Bolu’dan geçtiğini anlatan Dr. Aşçı, özetle “İki güzergâh vardı o dönemde. İşlek olmayan Gerede, Reşadiye, Bolu, Düzce ve Adapazarı’na giden ikinci güzergâhı seçer. Mustafa Kemal Paşa özellikle bu yolu kullanıyor; yavaş yavaş giderek halkla iletişim kurarak ilerliyor. Bolu’ya ulaştığında ilk geldiği yer Gerede. Gerede’de Ramazan Dede tepesi olarak bilinen yüksekçe bir tepeye çıkar ve güzel esintisinden dolayı buranın ismini ‘Esentepe’ koyar. Yeniçağa tarafına geçerler. Eski adıyla Reşadiye, burası Sultan Mehmet Reşad’ın adıyla isimlendirilmektedir. Orada bir yangın çıkmıştır. Yeniden buraya isim vermek ister. Eski bir Türkçe kelime olan ve ‘küçük çocuk, bebek’ anlamına gelen çağ kelimesini vermek ister. Daha önceki yer yanmış olduğundan dolayı orası Eskiçağ, burası ‘Yeniçağ’ olsun der Atatürk. Esentepe gibi Yeniçağın ismini de Atatürk vermiştir. Bolu’ya yaklaşırken Bolulular heyecan içinde beklemektelerdi. Hızlı bir şekilde heyet oluşturulur, hazırlıklar yapılır. Bolu fırka binası düzenlenir, yenilenir. Gerede ile Hendek arasına askeri birlikler konularak asayişin tesis edilmesine çalışılır. 17 Temmuz 1934 günü Atatürk, heyetiyle birlikte Bolu’ya varır. Halkın dilek ve isteklerini dinler; Bolu’da yapılanları öğrenir. Geniş bir genç kitlenin kendisinin karşılamasından dolayı çok mutlu olur. Bu gençlerin eğitimiyle özel olarak ilgilenilmesi talimatını verir. Burada bir gece geçirir.” şeklinde konuştu.

    “Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmesi, Bolu’da müzakere edilmiştir.”

    Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu kadınına ayrı bir önem verdiğini, il il, köy köy gezerek Anadolu insanını, Anadolu kadınlarını dinlediğini anlatan Dr. Aşçı, özetle Türk kadınının eğitim sürecinin iyileştirilmesi için faaliyetlerde bulunduğunu, aziz ve kutsal bildiğini ve her fırsatta methettiğini, Harf İnkılabı, Millet Mektepleri, Türk Medeni Kanunu ve siyasi hakların verilmesi hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Atatürk’ün Bolu’da kaldığı gece, saat 20.30 sularında tertip edilen yemekte, kadınlara milletvekili seçme ve seçilme konusunu müzakere ettiğini vurgulayan Dr. Aşçı, özetle “Atatürk’ün özelliğinden biri, bir karar almazdan önce konuyu entelektüel seviyesi yüksek bir kitle ile istişare etmesiydi. Müzakere sonunda heyet ağırlıklı olarak olumlu karar verdi. Atatürk’ün de aklında zaten bu karar vardı. Yemeğe katılan Tevfik Atay’ın anılarında ifade ettiğine göre, dönemin iki önemli fikir insanı Fuat Köprülü ve Afet İnan konuyla ilgili altyapı çalışmasını hazırlamıştır. Atatürk der ki; ‘Türk kadını seçme ve seçilme hakkına kavuşmalıdır.’ Konuyu Şükrü Kaya’ya tevdi ederek, kendisini mevzuyla alakalı görevlendirir. İşte bu seyahati esnasında ilk olarak vekil profiline uyabilecek kadınları da seçmeye başlar. Bolu’dan Bahire Bediz Hanım da Atatürk tarafından seçilmiştir.” diye konuştu.

    Millî Mücadele ve Kurtuluş Savaşı, Türk kadınları başta olmak üzere Türk Milleti’ne verilen hakların önemine vurgu yapılan konferans, Dr. Emine Aşçı’ya teşekkür belgesi takdimi ve hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.

    Mevcut makalenin kısa URL'si : https://ajanda.ibu.edu.tr/040l
    Önceki İçerikAkademisyenimize, Avrupa’nın prestijli sosyal pazarlama ödülü
    Sonraki İçerikKIUT akademisyenlerine sertifikaları verildi