Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) Rektörlüğü tarafından, Üniversitemizin geleceğine yön verecek stratejik hedeflerin ve önceliklerin ele alındığı, gelecek vizyonu ve yol haritasının ortak akıl ve katılımcı bir anlayışla şekillendirildiği Stratejik Plan Çalıştayı (2027-2031) gerçekleştirildi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Rektörümüz Prof. Dr. Faruk Yiğit, çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada, “Biz yalnızca daha büyük bir üniversite istemiyoruz. Daha güçlü bir üniversite istiyoruz. Sadece daha fazla teknoloji istemiyoruz. İnsanımıza hizmet eden teknoloji istiyoruz. Sadece daha fazla yayın istemiyoruz. Hayatı değiştiren araştırma istiyoruz. Sadece daha fazla girişim istemiyoruz. Değer üreten girişimcilik istiyoruz. Sadece uluslararası görünürlük istemiyoruz. Dünyada karşılığı olan bir BAİBÜ istiyoruz. Ve bütün bunların merkezinde tek bir kavram var: İnsan.” ifadelerine yer verdi.
Üniversitemizin gelecek vizyonu açısından kritik rol oynayan bu önemli çalıştaya; BAİBÜ Rektörü Prof. Dr. Faruk Yiğit, ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Coşkun Karaca, Prof. Dr. Ferudun Kaya ve Prof. Dr. Kaya Yıldız, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Metin Yerebakan, Genel Sekreter Prof. Dr. Yusuf Cerit, İzzet Baysal Vakfı Başkan Vekili Fatih Yamaner ve vakfın mütevelli ve yönetim kurulu üyeleri, il müdürleri, paydaş kurumların temsilcileri, akademik-idari personel katıldı.
Stratejik Plan Çalıştayı, Rektör Yiğit’in açılış konuşmasıyla başladı
Koru Otel’de 08.30-19.00 saatleri arasında gerçekleştirilen Stratejik Plan Çalıştayı’nın açılış konuşmasını Rektörümüz Prof. Dr. Faruk Yiğit yaptı; stratejik planın, bir üniversitenin iradesi, yol haritası, öncelikleri ve en önemlisi, geleceğe verdiği söz olduğunu söyledi ve “Biz bugün, BAİBÜ’nün 2030’lara ve daha ötesine uzanan geleceğine dair bu sözü hep birlikte vermek için buradayız.” dedi.
“İzzet Baysal’ın bize bıraktığı ideal, geleceğimizin pusulasıdır.”
Konuşmasını “Bu üniversitenin adında yalnızca bir isim değil, büyük bir emaneti taşıyoruz: İzzet Baysal emaneti.” diyerek sürdüren Rektör Yiğit, “Merhum kurucumuzun bizlere bıraktığı en büyük miras, yalnızca bir üniversite kurmuş olması değildir. Bize bir anlayış bıraktı. Bir sorumluluk bıraktı. Bir ideal bıraktı. Ve bu idealin özünü hepimizin bildiği o cümle anlatıyor: “En büyük vakıf, insan yetiştirmektir.” Bu söz, bizim için bugünümüzün sorumluluğu ve geleceğimizin pusulasıdır.” diye konuştu.
“Geleceğe dair vizyonumuzun merkezinde teknoloji kadar insan da olacaktır.”
Dünyanın ve bilgi üretme biçimlerinin değiştiğini, teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediğini, yapay zekâ, biyoteknoloji, ileri malzemeler, yeni enerji teknolojileri ve dijital dönüşümün hayatımızın her alanını yeniden şekillendirdiğini, mesleklerin ve üretim biçimlerinin değiştiğini kaydeden Rektör Yiğit, “Üniversitelerin toplumdaki rolü yeniden tanımlanıyor. Ama bütün bu değişimin ortasında değişmeyen bir gerçek var: Geleceği yine insan inşa edecek. İşte bu nedenle bizim geleceğe dair vizyonumuzun merkezinde teknoloji kadar insan da olacaktır.” dedi.
“Üniversitemizin vizyonunu 5 temel eksen üzerine inşa edeceğiz.”
Daha güçlü, daha nitelikli, daha yenilikçi, daha katılımcı ve daha uluslararası bir üniversite hayal ettiklerini vurgulayan Rektör Yiğit, “Bu vizyonu beş temel eksen üzerine inşa edeceğiz:
- Geleceğe hazırlayan nitelikli eğitim
- Bilgiyi teknolojiye ve değere dönüştüren araştırma ve inovasyon
- İnsan odaklı, dijital ve katılımcı yönetim
- Bolu ve toplumla bütünleşen üniversite
- Dünyaya açılan, ülkesine değer katan BAİBÜ
Ancak bunları birbirinden bağımsız beş başlık olarak görmüyoruz. Bunlar, aynı geleceğin birbirini tamamlayan parçalarıdır.” ifadelerini kullandı.
Rektör Yiğit, konuşmasının devamında 5 temel eksen hakkında ayrıntılı bilgi verdi.
“Eğitim anlayışımızı geleceğe göre yeniden şekillendireceğiz.”
İlk ve en önemli amaçlarının öğrencilerimizi geleceğe hazırlayan nitelikli eğitim olduğunun altını çizen Rektör Yiğit, “Çünkü üniversitenin kalbinde öğrenci vardır. Biz öğrencilerimize yalnızca diploma vermek istemiyoruz. Onlara geleceği kurabilecek bir akıl, değişime uyum sağlayabilecek bir yetkinlik ve dünyaya değer katabilecek bir özgüven kazandırmak istiyoruz. Eleştirel düşünebilen, sorgulayabilen, problem çözebilen, üretebilen, girişimci ve yenilikçi olabilen, teknolojiyi yalnızca kullanan değil, teknoloji geliştirebilen, dünyayı bilen ama kendi ülkesine karşı sorumluluğunu unutmayan gençler yetiştirmek istiyoruz.
Bu nedenle eğitim anlayışımızı geleceğe göre yeniden şekillendireceğiz. Disiplinler arası eğitimi güçlendireceğiz. Öğrencilerimizi daha üniversite yıllarında araştırmayla, laboratuvarla, sektörle ve gerçek hayatın problemleriyle buluşturacağız. Dijital dönüşümü eğitim süreçlerimizin güçlü bir unsuru hâline getireceğiz. Ama bir ilkemiz çok net: Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, eğitimin merkezinde insan kalacaktır. Çünkü bizim için iyi üniversite yalnızca iyi mezun veren üniversite değildir. İyi insan yetiştiren üniversitedir.” diye konuştu.
“Bolu’yu büyük bir araştırma laboratuvarı olarak değerlendireceğiz.”
İkinci amaçlarının, bilgiyi teknolojiye ve değere dönüştüren araştırma ve inovasyon olduğuna işaret eden Rektör Yiğit, şunları kaydetti:
“Artık yalnızca “Kaç yayın yaptık?” diye sormayacağız. Şunu da soracağız: “Ürettiğimiz bilgi neyi değiştirdi?” Hangi probleme çözüm oldu? Hangi teknolojiye dönüştü? Hangi hastanın hayatını kolaylaştırdı? Hangi sanayi kuruluşunun rekabet gücünü artırdı? Hangi çiftçimizin verimliliğine katkı sağladı? Hangi toplumsal probleme çözüm üretti? Bizim araştırma vizyonumuz budur: Bilgiyi üretmek ve bilgiyi etkiye dönüştürmek. Bolu’nun doğal zenginliklerini, biyolojik çeşitliliğini, tarımını, turizmini, sanayisini ve kültürel mirasını birer bilimsel fırsata dönüştüreceğiz. Bolu’yu büyük bir araştırma laboratuvarı olarak değerlendireceğiz. Ve BAİBÜ’yü, Bolu’nun sorunlarına bilimsel çözümler üreten önemli merkezlerden biri hâline getireceğiz.
“Hedefimiz, Bolu’dan Türkiye’ye ve dünyaya teknoloji taşıyan bir ekosistem oluşturmaktır.”
Biz bir öğrencimizin iyi bir fikrinin yalnızca bir proje dosyasında kalmasını istemiyoruz. Bir akademisyenimizin araştırmasının yalnızca laboratuvar raflarında kalmasını istemiyoruz. Bir girişimcimizin dünyaya açılmadan önce önüne engeller çıkmasını istemiyoruz. Biz diyoruz ki: Fikir üretilecek. Araştırma yapılacak. Teknoloji geliştirilecek. Ürün ortaya çıkacak. Girişim büyüyecek. Ve değer üretilecek. Bu nedenle teknoparkımızı daha güçlü bir ekosistemin merkezine yerleştireceğiz. Akademisyenlerimizi girişimciliğe teşvik edeceğiz. Öğrencilerimizin daha üniversitedeyken girişim kurmalarının önünü açacağız. Sanayiyle ortak Ar-Ge çalışmalarını artıracağız.
Yatırımcılarla girişimcileri daha güçlü biçimde buluşturacağız. Hedefimiz yalnızca büyüyen bir teknopark değildir. Bolu’dan Türkiye’ye ve dünyaya teknoloji taşıyan bir ekosistem oluşturmaktır.
“Akademik gücümüzü, ülkemizin stratejik hedefleriyle buluşturacağız.”
Türkiye yüksek teknoloji alanında tarihi bir dönüşüm yaşıyor. Milli Teknoloji Hamlesi, üniversitelerimiz için de büyük bir sorumluluk ortaya koyuyor. BAİBÜ bu dönüşümün dışında kalmayacak. Tam tersine, sahip olduğumuz akademik gücü ülkemizin stratejik hedefleriyle buluşturacağız. Malzeme biliminden mühendisliğe… Yapay zekâdan biyoteknolojiye… Medikal teknolojilerden ileri üretim teknolojilerine kadar… Bilgi birikimimizi ülkemizin ihtiyaçlarıyla buluşturacağız.
Savunma sanayiimizin öncü kuruluşlarıyla daha güçlü iş birlikleri kuracağız. Ortak laboratuvarlar ve ortak projeler geliştireceğiz. Lisansüstü öğrencilerimizi stratejik projelerle buluşturacağız. Teknoparkımızı yüksek teknoloji üretiminin önemli merkezlerinden biri hâline getireceğiz. Çünkü inanıyoruz ki: Üreten üniversite güçlüdür. Teknoloji geliştiren üniversite öncüdür. Ülkesinin geleceğine katkı sağlayan üniversite sorumludur.”
“Yönetim anlayışımızı daha katılımcı hâle getireceğiz.”
Üçüncü amaçlarının insan odaklı, dijital ve katılımcı yönetim olduğuna vurgu yapan Rektör Yiğit, “Geleceğin üniversitesi sadece teknolojiyi kullanan üniversite olmayacaktır. Teknolojiyi insanın hizmetine sunan üniversite olacaktır. Dijital dönüşüm bizim için yalnızca yazılım ve altyapı değildir. Dijital dönüşüm; öğrencimizin zamanına saygıdır. Akademisyenimizin işini kolaylaştırmaktır. Çalışanımızın üzerindeki gereksiz yükü azaltmaktır. Kararlarımızı daha güçlü verilerle almaktır. Kaynaklarımızı daha etkin kullanmaktır. Ve üniversitemizi daha hızlı, daha şeffaf ve daha erişilebilir hâle getirmektir. Yapay zekâdan veri analitiğine, dijital hizmetlerden akıllı kampüs uygulamalarına kadar teknolojinin imkânlarını insan odaklı biçimde kullanacağız. Ama temel ilkemiz değişmeyecek: Teknoloji insanın yerine geçmeyecek; insanın gücünü artıracak.
Aynı zamanda yönetim anlayışımızı daha katılımcı hâle getireceğiz. Öğrencimizin sesi daha fazla duyulacak. Akademisyenimizin fikri daha fazla değerlendirilecek. İdari personelimizin deneyiminden daha fazla yararlanılacak. Paydaşlarımız karar süreçlerine daha fazla katkı sunacak. Çünkü üniversite yalnızca yönetenlerin değil; hepimizin ortak eseridir.” şeklinde konuştu.
“Üniversitemizin kapılarını topluma daha fazla açacağız.”
“Dördüncü amacımız Bolu ve toplumla bütünleşen üniversite olmaktır.” diyen Rektör Yiğit, “BAİBÜ yalnızca Bolu’da bulunan bir üniversite olmayacak. Bolu ile birlikte yaşayan ve Bolu’nun geleceğine yön veren bir üniversite olacaktır. Üniversitemizin kapılarını topluma daha fazla açacağız. Kamu kurumlarımızla, yerel yönetimlerimizle, sanayimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla ve toplumun farklı kesimleriyle daha güçlü iş birlikleri kuracağız. Tarımda…, turizmde…, çevrede…, sağlıkta…, sanayide…, kültürde…, sosyal gelişimde… Bilimsel bilgimizi toplumun hizmetine sunacağız. Çünkü üniversitenin gerçek başarısı yalnızca kampüs içinde ürettiği bilgiyle değil; o bilginin toplumda oluşturduğu değişimle de ölçülmelidir.” diye konuştu.
“BAİBÜ’yü dünyaya daha fazla açacağız.”
Beşinci amaçlarının Dünyaya açılan, ülkesine değer katan bir üniversite olduğunu kaydeden Rektör Yiğit, “Artık hiçbir üniversite kendi sınırları içinde kalarak dünya üniversitesi olamaz. Bilim küreseldir. Teknoloji küreseldir. Rekabet küreseldir. Gençlerimizin hayalleri küreseldir. O hâlde bizim ufkumuz da küresel olmalıdır. BAİBÜ’yü dünyaya daha fazla açacağız. Daha güçlü uluslararası araştırma ortaklıkları kuracağız. Daha fazla ortak proje geliştireceğiz. Akademisyenlerimizin küresel bilim ağlarındaki görünürlüğünü artıracağız. Öğrencilerimizin dünyayı tanımasını ve dünyanın meselelerine çözüm üretebilmesini sağlayacağız. Bolu’yu ve BAİBÜ’yü dünyanın farklı coğrafyalarından öğrencilerin, akademisyenlerin ve araştırmacıların buluştuğu bir merkez hâline getireceğiz. Hedefimiz yalnızca dünyaya açılan bir BAİBÜ değildir. Dünyanın BAİBÜ’ye baktığı ve BAİBÜ’nün dünyaya değer kattığı bir üniversite olmaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Dünyada karşılığı olan bir BAİBÜ istiyoruz.”
Rektör Yiğit, bütün bu başlıkları bir araya getirdiğimizde aslında çok net bir gelecek resminin ortaya çıktığını belirterek, şunları kaydetti:
“Biz yalnızca daha büyük bir üniversite istemiyoruz. Daha güçlü bir üniversite istiyoruz. Sadece daha fazla teknoloji istemiyoruz. İnsanımıza hizmet eden teknoloji istiyoruz. Sadece daha fazla yayın istemiyoruz. Hayatı değiştiren araştırma istiyoruz. Sadece daha fazla girişim istemiyoruz. Değer üreten girişimcilik istiyoruz. Sadece uluslararası görünürlük istemiyoruz. Dünyada karşılığı olan bir BAİBÜ istiyoruz. Ve bütün bunların merkezinde tek bir kavram var: İnsan.
“İzzet Baysal’ın emanetini daha ileriye taşıyalım.”
Her öneri bir başlangıçtır. Her katkı geleceğe bırakılacak bir izdir. O nedenle gelin, yalnızca bugünün sorunlarını çözmeyelim. Yarının fırsatlarını da bugünden inşa edelim. 2030’u düşünelim. 2040’ı düşünelim. Daha sonrasını düşünelim. Ve kendimize şu soruyu soralım: Gelecek nesiller bize baktığında, BAİBÜ için ne söyleyecek? Ben onların şöyle demesini istiyorum: “Onlar geleceği gördüler.” “Cesaret ettiler.” “Birlikte çalıştılar.” “Bilimi topluma taşıdılar.” “Gençlere inandılar.” “Bolu’ya değer kattılar.” “Türkiye’ye katkı sağladılar.” “Dünyaya açıldılar.” Ve en önemlisi: İzzet Baysal’ın emanetini daha ileriye taşıdılar.
Bunu tek başımıza yapamayız. Bugün sizlerden yalnızca öneri istemiyorum. Sizlerden cesur düşünmenizi istiyorum. “Bu olmaz.” demeden önce, “Nasıl olur?” diye sormanızı istiyorum. Çünkü büyük üniversiteler yalnızca büyük kaynaklarla kurulmaz. Büyük hayallerle, ortak akılla ve kararlılıkla kurulur. Bugün bu salonda ortaya koyacağımız her fikir, yarının BAİBÜ’sünün bir parçası olacaktır.
“Yalnızca stratejik bir plan yazmıyoruz; biz bir gelecek tasarlıyoruz.”
Gelin hep birlikte; Bilimimizi teknolojiyle, teknolojimizi üretimle, üretimimizi ekonomik ve toplumsal değerle, üniversitemizi şehrimizle, gençlerimizi dünyayla, dijital dönüşümümüzü insanımızla, yönetimimizi ortak akılla, bugünümüzü geleceğimizle buluşturalım.
İzzet Baysal’ın yaktığı meşaleyi yalnızca taşımayalım. Daha da büyütelim. BAİBÜ’yü; eğitimde nitelikli, araştırmada etkili, teknolojide öncü, girişimcilikte güçlü, yönetimde katılımcı, dijital dönüşümde insan odaklı, topluma katkıda örnek, uluslararası alanda görünür ve ülkesine değer katan bir üniversite hâline getirelim. Çünkü biz bugün yalnızca bir stratejik plan yazmıyoruz. Biz bir gelecek tasarlıyoruz. Ve o gelecekte BAİBÜ’nün güçlü bir yeri olacağına yürekten inanıyorum.
“BAİBÜ’nün yeni geleceğini başlatmayı diliyorum.”
Unutmayalım: Gelecek, onu bekleyenlerin değil; onu hayal edenlerin, cesaret edenlerin ve birlikte inşa edenlerin olacaktır. Biz BAİBÜ olarak geleceği beklemeyeceğiz. Geleceği tasarlayacağız. Geleceği üreteceğiz. Geleceği paylaşacağız. Ve geleceği birlikte inşa edeceğiz.
Yıllar sonra bugünlere dönüp baktığımızda, bu salonda başlayan bu çalıştay için hep birlikte şunu söyleyebilmemizi diliyorum: “O gün yalnızca bir stratejik plan hazırlamadık. O gün BAİBÜ’nün yeni geleceğini başlattık.”
“BAİBÜ’nün geleceğine inanıyorum.”
Stratejik Plan Çalıştayı’nın Üniversitemiz, Bolu’muz ve ülkemiz için hayırlı sonuçlara vesile olmasını dileyen Rektör Yiğit, “Bu sürece emek verecek bütün akademisyenlerimize, paydaşlarımıza ve çalışma arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Ortak aklımıza güveniyorum. Bilimsel gücümüze güveniyorum. Gençlerimize güveniyorum. Ve en önemlisi, BAİBÜ’nün geleceğine inanıyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyor, çalıştayımızın başarılı ve verimli geçmesini diliyorum.” diyerek konuşmasını tamamladı.
ROKETSAN Genel Müdürü İkinci, Üniversiteden Sanayiye, Sanayiden Geleceğe başlıklı sunum yaptı
Açılış konuşmasının ardından ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, “Üniversiteden Sanayiye, Sanayiden Geleceğe” başlıklı vizyon sunumu gerçekleştirdi. Bir stratejinin başarılı olabilmesi için, değişen faktörlere uyum sağlayabilmesi için nelere dikkat edilmesi gerektiğini güvenlik bağlamında ele alan İkinci, şunları kaydetti:
“Stratejisi olmayan bir kurumun herhangi bir hedefe ulaşma şansı yok. Dünyada şu anda mevcutta değişen, gelişen faktörleri dikkate almayan statik bir stratejinin de hedefe ulaşma şansı hiçbir zaman olmaz. Bunları dikkate alarak çalıştayın çıktılarını oluşturmamız gerekiyor. Bu sadece Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin kendisi için ortaya koyacağı bir strateji programı değil. Bolu ili için, Türkiye için, diğer üniversite ekosistemi için çok büyük bir anlamı var. Dolayısıyla burada yapacağımız stratejinin, geliştireceğimiz stratejilerin başarısı birçok faktörü de aslında beraberinde üst noktaya çekebilecek bir etki yaratacaktır diye değerlendirmemiz lazım. Bunun için tüm paydaşları dikkate almakta fayda var. Sadece üniversite kaynakları değil, Bolu’nun, Türkiye’nin bütün bilimsel, teknolojik, sanayi ve insan alt yapısını dikkate alan bir strateji oluşturmamız şarttır. Dar kapsamlı bir strateji bizi bir yere götürmez diye değerlendiriyorum.”
“Üniversite kavramı artık derinden sorgulanıyor.”
Başta ulusal ve bölgesel güvenlik olmak üzere güvelik açısından dünyadaki gelişmeler ile Ortadoğudaki güncel gelişmelere değinen İkinci, ABD/İsrail-İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı gerilimi, ABD-AB ayrışması ve NATO külfet paylaşımı, Doğu Akdeniz bağlantılı yeni güvenlik anlaşmaları, ABD-Çin gerilimi ve Hint Pasifik’te artan güvenlik odağı, Ortadoğu ve Körfez’de güvenlik mimarisinde dönüşüm ve vekalet savaşlarının dönüşümü konularını ele aldı ve özetle “Bunların hepsini bertaraf edebilecek stratejinin parçası da burada bugün ele alınacak. Bu konulardan haberdar olan bir jenerasyon yetiştiremezsek Türkiye istediğimiz noktalara ulaşmakta zorluk çekebilir. Ulusal güvenliğimizi korumamız gerekiyor. Bu sorunların çözümünde üniversiteler önemli. Çünkü üniversitemiz ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın yetiştirildiği en önemli ortam. Bu ortam artık o kadar hızlı değişiyor ki, klasik anlamda düşündüğümüz, bir müfredatı olan, bu müfredata göre statik bilgiyi öğrencileriyle paylaşan bir eğitim anlayışı da ortadan kalkıyor. Üniversite kavramı artık derinden sorgulanıyor. Bu değişiklikleri derinden etkileyen çok büyük dönüşümleri şu anda yaşıyoruz. Bunlardan biri yapay zekâ. Üniversitenin temel eğitiminde yapay zekayı en etkin şekilde kullanan, işini yapay zekayı kullanarak daha kısa sürede ve daha iyi yapan gençleri, o yönde yönlendiren hocalarımız çok daha büyük bir fark yaratacaklar. Tıpta da mühendislikte de sosyal bilimlerde de bunları kaldıraç olarak kullanabilecek bir jenerasyona ve profesyonel insan kaynağına ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.
Teknolojik dönüşüm ve gelişiminin sonuçlarına değinen İkinci, çift kullanımlı teknolojilerin yaygınlaşması başlığı altında hızlı, sahaya uygun ve modüler ürün geliştirme gereksinimi, yarı iletken, kritik malzemelerin ve ileri teknoloji malzemelerinin rekabet alanı haline gelmesi, teknolojide alternatif kaynak geliştirme ve millileştirmenin önemi, uzayın ve uzay teknolojilerinin rekabet alanı haline gelmesi, yapay zeka ve kuantum gibi yenilikçi teknolojilerin jeopolitik rekabet alanına dönüşmesi, Ar-Ge ve inovasyon ekosistemlerinin güvenlik stratejinin bir parçası haline gelmesi konularını ele aldı ve Türkiye’nin yapması gerekenleri ayrıntılı şekilde anlattı.
“Uzay teknolojilerine yatırım yapma zorunluluğumuz var.”
Türkiye’nin mutlaka uzay teknolojileri yarışında olması gerektiğine vurgu yapan İkinci, özetle “Uzay teknolojisi, ülkelerin paylaşmadığı ve sır gibi sakladığı teknolojilerdir. 50 sene önce nasıl havacılık teknolojisinde verilen kararların etkisini bugün görüyorsak, 50 sene sonra belki Türkiye uzay yarışında belki daha iyi bir noktada olsa diyebileceğimiz bir ortamı şu an görmemiz lazım. Onun için uzay teknolojilerine de hem insan kaynağı hem alt yapı teknolojileri olarak yatırım yapmak zorunluluğumuz var. Türkiye’nin gelecekteki ekonomik potansiyelini artırabilecek en önemli alanlardan biri olarak.” diye konuştu.
İkinci, kurumların ortak hareket etmesinin önemini vurguladı
Murat İkinci, “Dünyada bir kurumun tek başına yapabileceği bir şey kalmadı. Ekosistemde, beraber ve ortak hareket etmek, il bazında, ulusal ve uluslararası ortaklıklar kurmak, iş birlikleri yapmak bu işin en kritik noktalarından bir tanesi. Güçlü ve zayıf yanlarımızı doğru analiz edersek, güçlü yanlarımıza destek olabileceğimiz, zayıf yanlarımıza da destek olabilecek ortaklıklar, sanayi, üniversite iş birlikleri, bazı kurumlarla yapılabilecek protokoller hedefimize ulaşmamızı hızlandırabilir. Onun için stratejinizi oluştururken beraber hareket etmeniz gereken kurumları, üniversiteleri, uluslararası örgütleri doğru şekilde planlayabilmek, bu tür ortaklıklar oluşturabilmek kritik anlam ifade ediyor. Tek başına hedefe ulaşmak günümüz dünyasında artık geçerli değil.” değerlendirmesinde bulundu.
Odak teknolojiler başlığı altında otonom sistemler ve sürü teknolojileri, hipersonik-yüksek süpersonik teknolojiler, üretim teknolojileri, kuantum ve yeni nesil teknolojiler, uzay teknolojileri, siber güvenlik ve siber savaş teknolojileri ve ileri malzeme teknolojileri hakkında ayrıntılı bilgi veren İkinci, “Teknoloji trendlerini yakalayabilen, bunları rüzgâr olarak kullanıp hedefine giden bir nesli eğitmek, onlara bu pratiği verebilmek üniversite olarak gençlerimize yapılabilecek en büyük katkı olacak.” dedi.
Üniversite-sanayi iş birliği ve ROKETSAN ile Üniversitemiz arasında potansiyel çalışma alanlarını ayrıntılı şekilde anlatan İkinci, strateji planının en önemli çıktılarından birinin bunlar olduğunu söyledi.
Çalıştayda 3 oturum gerçekleştirildi
Çalıştay moderatörü ROKETSAN Strateji ve Teknoloji Yönetimi Direktörü Ali Sait Bedük, çalıştayın amacı ve beklentilere ilişkin bilgilendirme sunumu yaptı.
Çalıştayda 9 çalışma grubunun yer aldığı 3 oturum gerçekleştirildi. Çalışma gruplarına Bolu’nun ilçe adları ve çalışma gruplarından birine İzzet Baysal Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Baysal’ın adı verildi. İlk oturumda, mevcut durum analizi, BAİBÜ’nün gelecek perspektifi ve çıktıların sunumu; ikinci oturumda, stratejik yol haritası ve çıktıların sunumu ve üçüncü oturumda, çalıştay genel değerlendirmesi yapıldı.




















































































































