Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ), dünya genelinde milyonlarca insanı ve hayvancılık sektörünü olumsuz etkileyen “Giardiazis” hastalığına karşı devrim niteliğinde bir proje başlattı. Prof. Dr. Mehmet Öztürk liderliğindeki uzman ekip, ilaçlara direnç gösteren bağırsak parazitlerini Anadolu’nun yerel probiyotik güçleriyle durdurmayı hedefliyor.
İlaç Direncine Karşı “Probiyotik” Stratejisi Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından “İhmal Edilen Hastalıklar” kategorisine alınan Giardiazis, özellikle çocuklarda beslenme yetersizliği ve ciddi kilo kaybına yol açan yaygın bir bağırsak paraziti hastalığıdır. Mevcut tedavilerde kullanılan ilaçların ağır yan etkileri ve parazitlerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesi, bilim dünyasını yeni ve güvenli yollar aramaya itti. BAİBÜ Biyoloji, Gıda Mühendisliği ve Tıp Fakültesi Parazitoloji bölümlerinden bilim insanları, bu sorunu çözmek için güçlerini birleştirdi.
Laboratuvardaki 120 Suş Mercek Altında TÜBİTAK tarafından desteklenen proje ve 3 yıl sürecek olan bu kapsamlı araştırmada, üniversite stoklarında bulunan 120’den fazla yerel Lactobacillus suşu taranıyor. Projenin temel hipotezi, bu dost bakterilerin salgıladığı özel bir enzimin (STH), bağırsaktaki safra tuzlarını değiştirerek parazitlerin büyümesini engellemesi üzerine kurulu.
Hem İnsan Sağlığı Hem Hayvancılık İçin Kritik Proje sadece insan sağlığını değil, aynı zamanda küçük ve büyükbaş hayvancılıkta verim kaybına neden olan parazit enfeksiyonlarını da hedefliyor. Araştırmanın sonunda, parazit karşıtı (anti-giardial) etkisi kanıtlanmış yerli bakteri suşları belirlenecek. Bu suşlar, gelecekte parazit hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde yan etkisi olmayan, doğal ve ekonomik birer probiyotik ürün olarak kullanılabilecek.
Multidisipliner Bir Bilim Ekibi Üç yıl sürecek olan bu büyük bütçeli proje; Biyoloji, Gıda Mühendisliği ve Tıp fakültelerinin ortak çalışmasıyla yürütülüyor. Prof. Dr. Mehmet Öztürk’ün yürütücülüğündeki ekipte; Prof. Dr. İbrahim Çakır, Dr. Öğr. Üyesi Kerem Yaman, danışman Prof. Dr. Erol Ayaz ve genç araştırmacılar yer alıyor.
BAİBÜ’den yükselen bu akademik çalışma, Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki yerli kaynaklarını kullanarak küresel bir sağlık problemine “yerli ve milli” bir çözüm sunmayı amaçlıyor.





































































































