Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji ve Tarih Bölümlerinin iş birliğiyle Üniversitemizin bilimsel birikimini yeni kuşaklara aktarmak, akademik yolculuklara ilham olmak ve bilimsel hafızayı güçlendirmek amacıyla “Anılarla Bilim Söyleşileri” ana başlığı altında organize edilen söyleşi serisinin yedincisi Diyanet Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Etkinliğe, uzun yıllardır ilme ve Üniversitemize hizmet veren İlahiyat Fakültesi Dekanı ve Tefsir Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaban Karasakal konuk oldu.
Akademisyenlerimiz bilim yolculuğunu öğrencilerle paylaşıyor
Prof. Dr. Şaban Karasakal, söyleşisine öncelikle anne-baba, eşine ve çocuklarına teşekkür ederek başlayıp ilim yolcuğunda ailenin katkısının ne kadar değerli olduğunu hatırlattı. Prof. Dr. Karasakal, insanın bilgi ile değil ilgi ile büyüdüğünü, bunun sadece bir pedagojik tespit değil, bir hakikate işaret ettiğini, ilginin kaynağının hakikat olduğunu, ilmin yalnızca onunla uğraşanı değil, topluma sunulması gerektiğini belirtti. İlimde çok şeyi değil, az şeyi çok bilmenin faydalı ve daha doğru olduğunu, hocalarının özverili faaliyetlerini saygıyla andığını ifade etti. Lisans yıllarında sadece bilgiyle değil, futbolla da uğraştığını, insanın mutlaka bir spor ya da sanatla ilgilenmesinin iyi ve zihni boşaltmanın yararlı olacağından söz eden Karasakal, öğrencilere sağlıklı kişilerle iletişimde olmanın faydasına dikkat çekerken, nihayetin bidayetten belli olduğunu aktardı. Prof. Dr. Şaban Karasakal oldukça samimi ilerleyen söyleşisinde üç grup insanın şehirleri ve medeniyetleri kurduğunu anlattı: “Birinci gruptaki insanlar ilim ve irfan ehli olanlardır. Bunlar bizi hakikate götürür. İkinci gruptakiler fikir ve felsefe ehlidir. Muhatap olduğu kitleyi reziletten fazilete çıkarırlar. Üçüncü gruptakiler ise sanatkarladır.” dedi. Sunumunun başlığı olan “ilgi ilgi büyümek” konusunu Kırşehir’de medfun olan büyük âlim Aşık Paşa’nın Garibname isimli eseri üzerinden sürdüren Karasakal, bu eserde yazarın nesli dörde ayırdığını söyledi: sulbi, ilmi, irfani ve maddi. Söyleşinde Aristoteles’ten Taşköprülüzade’ye, oradan Cemil Meriç’e kadar farklı bilgin ve düşünürler üzerine devam eden Karasakal, özellikle Cemil Meriç’in “Kabil kompleksi” tespiti üzerinde durdu. Beş harfli bilgi kelimesinin dört harfli ilgi kelimesinden oluştuğuna özellikle dikkat çeken Karasakal, hocaların metodu ne kadar iyi olursa olsun, işin asıl sırrının şahsi gayrette ve ilgide yattığını belirtti. İlahiyat Fakültesi Dekanı ve Tefsir Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaban Karasakal bilgi ahlakında temel bileşenleri söyle sıraladı: Bilgiyi sevmek gerekir. Faydalı bilgiyle ilgili farkındalığımızı artırmalıyız. Bilgiyi kullanmalıyız ancak İnsanların zararına olacak şekilde değil. Dört sütunlu bir bilme vardır: tefekkür, okuma, konuşma ve yazma. İnsanlar dört guruba ayrılır:
- Bilen yani bildiğini bilen.
- Bilen ama bildiğini bilmeyen.
- Bilmeyen yani bilmediğini bilen.
- Bilmeyen yani bilmediğini bilmeyen.
Bunlardan en çok dördüncüsünden uzak durulmasının önemine değinen Prof. Dr. Şaban Karasakal, gençlere son olarak faydasız şeylerden uzak durmalarını belirterek şu dört şeyi çoğaltmaları tavsiyesinde bulundu: kendilerini, dostlarını, zamanlarını ve ümitlerini… Karasakal “Çoğalmadan değişemeyiz.” diyerek konuşmasına son verdi.
Etkinliğin sonunda Prof. Dr. Şaban Karasakal’a teşekkür plaketi takdim edildi; toplu fotoğraf çekiminin ardından etkinlik sona erdi.














































































































