‘Yesevi Baba ve Türk Medeniyet Tasavvuru’

    Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Ahmet Yesevi Eğitim Topluluğu tarafından düzenlenen ‘Yesevi Baba ve Türk Medeniyet Tasavvuru’ konulu konferansı, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Prof. Dr. Orhan Kavuncu verdi. Konferansta, Türklerin tarih boyunca kurdukları medeniyetlerin dayanaklarını sıralayan Prof. Dr. Kavuncu, “Bunlardan biri içtimai ve iktisadi hayat, bunun temelindeki seciyye ve ahlak. İkincisi başka inançlara, kültürlere saygı ve hoşgörü, yönettiğimiz herkesi Allah’ın emaneti kabul etme tavrı. Üçüncüsü ise ilim ve dinin biz de hep barışık olması.” dedi. Prof. Dr. Kavuncu, 16’ncı yüzyılda Dünya’ya Türklerin hakim olduğunu anlatarak, “Hakim olduğumuz topraklarda inanç namına neyi bulduysak o bugün yaşıyor. Bizden farklı hangi etnik grup vardıysa o, bugün varlığını devam ettiriyor. Çünkü atalarımız hükmettikleri yerleri Allah’ın kendilerine emaneti saydılar. Eski Türk yönetim anlayışıyla Müslüman olduktan sonra Hz. Ömer adaleti ile algıladığımız yönetim anlayışı bir araya geldi ve çok güzel bir uyum sağladı. Onun için biz hakim olduğumuz her yerde öteki diye bir kavram geliştirmedik.” diye konuştu.
    Prof. Dr. Orhan Kavuncu, Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin Hazar ile Aral gölleri arasındaki Kıpçak çöllerinde yaşayan göçebe Türk topluluklarının kitleler halinde Müslüman olmalarına vesile olan büyük bir mutasavvıf olduğuna işaret ederek, konferansta özetle şunları söyledi:
    “Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri, Hz. Ali’nin soyundan gelir. Arslan Baba’dan ilk derslerini alır, rivayet o ki Arslan Baba bir sahabedir. Daha sonra Buhara’ya gider, burada Yusuf Hemedani Hazretlerine intisap eder ve onun ilk halifesi olur. Yusuf Hemedani Hazretleri vefat ettikten sonra onun yerine irşad vazifesini devam ettirir. Daha sonra aldığı manevi işaretle muhtemelen memleketi Türkistan’a döner ve daha sağlığında Hazreti Türkistan olarak anılmaya başlar. Yesevi Baba’nın Peygamber sevgisi aşk peşinde olanların örnek alacağı bir sevgidir. Ben diyorum ki ‘Bir şeyi seveceksen Yesevi Baba’nın Muhammed’i sevdiği gibi sev.’ Onun için 63 yaşından sonra güneş ışığında, gün yüzünde durmak sünnete mugayirdir. Çünkü Efendimiz 63 yaşında vefat ettiler. O zaman ‘Ben de 63 yaşından sonra yeryüzünde duramam, gün yüzünde duramam, bana haramdır, sünnete mugayirdir.’ der ve hayatının geri kalan kısmını yer altında devam ettirir. İnzivaya çekilmek değil, ne yapıyorsa onları yine yapar ama gün yüzüne sadece Cuma namazlarına gitmek için çıkar. Divan-ı Hikmet’i orada yazdığı söylenir. Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin bu sevgisi daha sonra Yesevi tarikatına mensup olanlar tarafından daha hafif bir şekilde uygulanmaya devam etti.”