Merve Kavakçı AİBÜ’de, 28 Şubat’ta Kadın Olmayı Anlattı

Üsküdar Üniversitesi Postkolonyal Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof.Dr.Merve Kavakçı İslam, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını “28 Şubat’ta kadın Olmak, Postkolonyal Yaklaşım” konulu konferansta anlattı.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Akil Öğrenciler Topluluğu tarafından düzenlenen konferansı, Merve Kavakçı’nın babası Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı İhsan Ağcan, AİBÜ Genel Sekreteri Doç.Dr.Erdal Bekiroğlu ve çok sayıda vatandaş da takip etti.

Konuşmasına, “Geçmişi bilirsek şimdinin kıymeti daha iyi anlaşılacaktır.”diyerek başlayan Prof.Dr.Merve Kavakçı, 28 Şubat’ın, ülkede tesis edilmeye çalışılan oryantalist değerler sisteminin korunmasına yönelik yapılan bir darbe girişimi olduğunu söyledi. Kavakçı, “Bu değerler sisteminin kadına bakış açısı, seküler-laik kadın prototipi şeklindedir.  Bu sisteme göre, başörtülü kadın tarlada çalışan kadındır. Bunun üstüne de çıkamaz.  Türkiye’de rejimin Batılılaşma projesinin temel iki unsuru, kadının görünümü ile Fransa’dan son dakikada ithal edilen laiklik ilkesi oldu. İnsanların belirli bir süre sonra sekülerleşip laikleşmeye başlayacağı öngörülmüştü. Bu bakış açısı son 200 yıllık süreçte tartışılan ‘İslam’ problematiği üzerinden Türkiye’ye özgü üretilen bir diskur ve zihniyettir.”dedi.

“Kültürel Şizofreni”

Konuşmasında, Türkiye’nin geleceğini oryantalist değerler sistemini ilelebet muhafaza etmekte görenlerin, ülkede kültürel bir şizofreniye sebep olduklarını ifade eden Kavakçı, “Batı’ya baktıklarında aşağılık kompleksi, Doğu’ya baktıklarında yükseklik kompleksi yaşıyorlar. Ne Doğulu, ne de Batılı olabilen bir ülke” dedi.

Türkiye’de başörtüsü probleminin kendisinin TBMM’ye seçilmiş bir milletvekili olarak girmeden önce net olarak algılanmadığını belirten Kavakçı, “1999 Mayıs’ına kadar başörtüsü ile ilgili talepler kamuoyunun gündemine gelmiyor, bir şekilde bastırılabiliyordu.  Benim meclise girmemle birlikte konu görünürlüğe kavuştu. Bu rejim açısından bir şoktu. İlk defa Cumhuriyet’in Batılılaşma projesinin başarısızlığı ile yüzleşiliyordu.”dedi.

“İkna Odaları Rejimin Gaz Odalarıydı”

Rejimin yaşadığı bu şoku, öfkesini dalga dalga başörtülü insanlara yönlendirerek atlatmaya çalıştığını ifade eden  Kavakçı “1997’de ki kararıyla Danıştay, başörtülülere, ‘sizin kafanızın içindekini sizden daha iyi biliyorum.’dedi. Rejim, kendisine karşı benim bir tehdit olarak başımı örttüğümü öne sürdü. Medine Bircan başörtüsüyle tedavi edilmedi. Hatice Hasdemir Şahin’in, başörtülü olduğu için mahkemede savunma hakkı elinden alındı. Üniversiteler’de oryantalist değerler sistemini korumak için ‘ikna Odaları kuruldu’. Bunun mucidi olan Nur Serter ve Kemal Alemdaroğlu,  batılı olan ve ülke için doğru olan karakterler,  o odalardaki kızlar ise ikna edilmesi gereken, doğulu  ve yardıma muhtaç varlıklar gibi görüldü. İkna odaları o kızların ruhunu kabzeden birer gaz odası hükmüne geçti.”şeklinde konuştu.

Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği konferansın sonunda Kavakçı, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi ve kitaplarını imzaladı.