İlahiyat Fakültesi’nde Öğrenci Sempozyumu Düzenlendi

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü tarafından “Felsefe” ve “Din Eğitimi” başlıkları altında 3 oturumdan oluşan 1. Öğrenci Sempozyumu düzenlendi.

Akşemseddin İslamî İlimler Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKİMER) Konferans Salonunda gerçekleştirilen ve Felsefe başlığı altında 3 öğrencinin sunum yaptığı ilk oturumu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erol Ayaz da izledi.

Sempozyumun açılış konuşmasını Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hüseyin İbrahim Yeğin yaptı. İlk kez böyle bir etkinlik düzenlediklerini belirten Doç. Dr. Yeğin, “Bu sempozyumla, öncelikle öğrencilerimizin akademik kabiliyetlerini açığa çıkarmayı, onları bilimsel araştırma ve çalışma yapmaya teşvik etme ve yönlendirmeyi, fikir ve düşüncelerini rahat ve anlaşılır bir şekilde ifade edebilme özgüvenini oluşturmayı amaçladık. Bununla birlikte bölümümüz içinde yer alan Din Psikolojisi, Din Sosyolojisi, Din Eğitimi, Dinler Tarihi, Din Felsefesi, İslâm Felsefesi ve Mantık alanlarında öğrencilerimiz arasında ilgi oluşturmayı amaç edindik.” dedi.

Sempozyumda ele alınacak konular hakkında kısaca bilgi veren Doç. Dr. Yeğin, özetle “Tarihsel ve kavramsal bir zaviyeden bakıldığında din ve felsefenin özünde hikmetin ve bilgeliğin büyük bir yeri ve önemi vardır. Yaratan, yaratılış, insan, kâinat, ruh, hayat, ölüm ve sonrası hayat ile hayatın gayesine ilişkin sorulara cevap bulmak, insanlığın her devrinde en önemli problemleri arasında yer almış, o günden bugüne kadar felsefe hep var olmuştur. Felsefe, filozoflar tarafından neleri bilmediğini bilmek, doğruyu bulma yönünde düşünsel bir çaba, doğanın ve Tanrı’nın araştırılması, Tanrı’yı bilmek, yaratıcının bilgisine ulaşma etkinliği, inanılanı anlamaya çalışmak ve varlık üzerine düşünmek olarak tanımlanmıştır. Bir başka ifade ile felsefe, insanın varlık hakkındaki düşüncesi ve bu düşünce üzerindeki düşüncesidir. Bu anlamda bakıldığında materyalizmden uzak felsefe, dinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Yani vahyin nuruyla aydınlanan felsefe, ideal anlamda felsefedir.” ifadelerini kullandı.

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erol Ayaz ise, 1986 yılında üniversite birinci sınıftayken Ankara Üniversitesi’nde tüm fakültelerdeki İnkılap Tarihi dersine giren emekli albay hocasının ‘Tek fakültede ders vermekten zevk alıyorum, o da İlahiyat Fakültesi’ sözlerinin hala hafızasında olduğunu anlatarak, o dönemden bu döneme bugün burada salonun az da olsa boş olmasının bizleri düşündürmesi gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Ayaz, özetle  “Buradaki sempozyumun 20 saatlik bir teorik dersten çok çok daha önemli olduğuna inanıyorum. Bu noktada, bu sempozyumu düzenleyen ve öğrencileri teşvik eden hocalarımıza teşekkür ediyorum. Bu etkinliklerin sayısının artması, sadece bu alanda değil İlahiyat’ın diğer alanlarında da artması lazım. Buradaki gençlerin bir konuda sunum yapmalarının, bir konuyu tartışmalarının, herkesin huzurunda gelip burada bir konuyu konuşmalarının sınıfta ders dinlemelerinden, bir ay, iki ay, bir dönem ders dinlemelerinden daha faydalı olacağına inanıyorum. Sempozyumun verimli geçmesini diliyorum.” diye konuştu.

İlk Oturum…

Konuşmaların ardından başkanlığını Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Uğurlu’nun yaptığı ilk oturum gerçekleştirildi.

“Felsefe nedir ve niçin önemlidir?” başlıklı konuda sunum yapan Yasemin Çakır, “Felsefe, bazı insanların sevmediği ve gereksiz gördüğü bir alandır. Çünkü insanlar felsefeyle uğraştıkları zaman felsefeyi dinden uzaklaştırılacak bir şey olarak görüyorlar ya da felsefeyi hayatın somut gerçeklerle alakası olmayan fikir ve ideallerin olduğu, çözümsüz sorulara anlaşılmaz cevaplar verilen bir alan olarak görüyorlar. Felsefe, benim var olana ilişkin söylemlerimdir, onları anlamlandırmaya çalışmamdır. Çünkü anlamak, insanın en önemli düşünsel etkinliğidir. Düşünmeyi ve anlamlandırmayı işin içine katmadan etrafıma baktığımda kaotik ve karmakarışık bir etrafla karşılaşırım. Nesneyle benim aramda bir uyumsuzluk ve belirsizlik vardır. İşte ben bu belirsizliği düşünceme aktardığımda bunlar arasında bağlantı kurarım. Bu yalın olmayışı tanımlayabilme ve anlamlandırabilme olanağını insana açan şeye felsefe diyoruz. Gördüğüm bir âlem var, varlığını bildiğim. Bir de ruh, matematik, kavram ya da Tanrı gibi görmediğim bir âlem var. Bunları her ne kadar görmesem de ben var olduklarını biliyorum. İşte felsefede bu görmediğim âlemi kaynak edinip bu âlemle bağlantısını kurmaya çalışıyor ve o âlemi anlamlandırmama yardım ediyor. Bunlar hakkında kesin bilgi edinemesem de bana kesin bilginin mümkün olmadığı konularda tahmin yürütme imkanı sağlıyor.” diyerek, ünlü filozofların düşünceleri çevresinde felsefenin toplumla ilişkisini anlattı.

Vildan Günbeyi ise, “Apriori; bütün önermelerimizin kendisine dayandığı, başka önermelerden çıkarılanlarla elde edilmeyen ya da deneyimle elde edilmeyen önermelere denir. İnsan düşünmeyi en temel, aksi düşünülemez, vazgeçilmez önermelerin altında düşünmek ister ve bunların da kesin olmasını bekler. İşte bunlara apriori bilgi denir.” diyerek, 3 filozofun düşünceleri çerçevesinde “Modern Dönemde Aydınlanma Felsefesinde Apriori Bilgi” başlığı altında sunum yaptı.

“Thomas Hobbes ve İnsan” başlıklı sunum yapan Yasemin Karagöl ise, “İngiliz filozof Thomas Hobbes, modern felsefenin ilk örneklerini bünyesinde barındırdığı için de önemli bir yerde duruyor. Varlık alanını madde ile sınırlıyor. Madde olarak ele aldığı için de geometrik bir zemine oturtarak bilimsel anlamda da felsefik düşüncesini geliştirmiştir. Peki maddeyle ele alıyorsa Tanrı’yı nereye koyar sorusu geliyor aklımıza. Tanrı cisimsel olmadığı için ve madde olmadığı için onu felsefenin alanı içerisine almaz, felsefenin konusu yapmaz.” dedi ve insanın hayatta kalabilme mücadelesinin oluşturduğu Hobbes’un ahlak anlayışını ve bundan yola çıkarak insanı anlattı.

Soru-cevap bölümünün ardından Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Uğurlu ve öğrencilere, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erol Ayaz tarafından teşekkür ve katılım belgeleri takdim edildi. Sempozyum, iki oturumun tamamlanmasının ardından sona erdi.