BAİBÜ’de Kalite Öğrenci Çalıştayı Yapıldı

    Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde Kalite Öğrenci Çalıştayı düzenlendi.

    Kongre Merkezi Bordo Salonda düzenlenen çalıştaya; Rektör Prof. Dr. Mustafa Alişarlı, Rektör Yardımcısı ve Kalite Koordinatörü Prof. Dr. Kamil Gürel, Kalite Eğitim Öğretim Alt Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Zeki Arsal ve diğer Alt Komisyon üyeleri, Öğrenci Dekanı Prof. Dr. İbrahim Kürtül, akademisyenler, idari personeller ve öğrenciler katıldı.

    Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın okunmasıyla başlayan çalıştayın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Mustafa Alişarlı, güzel bir hazan mevsiminde gerçekleştirilen Kalite Öğrenci Çalıştayı’nda kıymetli öğrencilerimizle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Sizlerin daha kaliteli bir eğitim almanız, daha kaliteli bir ortamda sosyal ve kültürel etkinlikler gerçekleştirmeniz ve kendinizi geliştirmeniz için yaptığımız bu çalışmalarda bizlere verdiğiniz destekten dolayı teşekkür ederim.” dedi.

    Kalitenin ölçülebilir ve değerlendirilebilir bir kavram olduğunu belirten Rektör Alişarlı, üniversitemizin faaliyetleri ile ilgili duygu ve düşünceleri, dertleri ne kadar kaleme alabilirsek sonuçlarının da o kadar iyi olacağına işaret ederek, “Bardağın son damlasına kadar geldik, bırakalım bu bardak taşsın. Bütün bunları sizlerin kağıda dökebilmesi için kıymetli hocalarımız bir çalıştay düzenlediler. Bunun benzeri bir çalıştay, akademik ve idari personelin katılımıyla da yapıldı. Sonuçları değerlendiriyoruz. Bu sonuçlara göre de kendimize yön veriyoruz. Bu noktada son çalıştay sizlerle olacak. Kâmil Gürel ve Zeki Arsal hocalarım sizlere yardımcı olacaklar. Ekibin başında Kâmil hocam ve çalışma arkadaşları var. Biz sadece kendilerine kapıları açmak, destek olmak için çalışıyoruz.” dedi.

    Rektör Alişarlı: “Başarılı ve Hayırlı Bir Çalıştay Diliyorum.”

    Rektör Alişarlı, özetle “Öğrencilerimizin daha iyi bir eğitim almasını sağlamak için Kariyer Merkezlerini, Öğrenci Dekanlığı kurduk, Öğrenci Merkezi açtık, sosyal transkript uygulamasına geçtik. Daha sayamadığım birçok şey var. Bunların hepsi sizlere fayda sağlıyor. Çünkü üniversitemizden sadece bir diploma alarak mezun olmanızı istemiyoruz. Mümkün olduğunca üniversitemizin sunduğu bütün imkanlardan faydalanmanızı arzu ediyoruz. Bunu nasıl yaparız, bunları nasıl somut hale getiririz, bunu nasıl bir katma değere dönüştürürüz? Bu noktada da bunun gibi çalıştay programları düzenliyoruz. Buradan çıkan sonuçlar tamamen sizlere yönelik, sizlerle ilgili olacak. Bu çalıştaya sağlayacağınız katkılardan ve emeklerinizden dolayı sizlere şimdiden teşekkür ediyorum. Başarılı ve hayırlı bir çalıştay diliyorum.” diye konuştu.

    Nida Bayhan: “Motivasyonun Takım Çalışmalarında Önemli Olduğunu Düşünüyorum.”

    Açılış konuşmasının ardından Kalite Öğrenci Çalıştayı hakkında bilgilendirme yapan Kalite Komisyonu Öğrenci Üyesi Nida Bayhan ise, takım çalışmasında önemli olan, özellikle istenen iletişim, empati, eleştirel düşünme, iş birliği, istişare ve motivasyon kelimelerinin önemine dikkati çekerek, “Motivasyon kelimesinin takım çalışmalarında çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu çalıştaya bazı ön yargılarımızla geliyor olabiliriz. Bunlar da gayet doğal. Bazı arkadaşlarımız da gayet motive, bir şeylerin düzelmesine katkı sağlayacağını içselleştirerek geliyor. Benim kalite güvence süreçlerde yer almamın 3 temel motivasyon kaynağı var. Birincisi, ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.’ Hadis-i Şerif’i. Ben bunu çok önemser ve içselleştiririm. İkincisi, büyüklerimizin bana verdiği tavsiyeler. ‘Oku, iyi insan ol, vatanına, milletine faydalı ol, insanlar için iyi ve güzel şeyler yap.’ Üçüncüsü, tabii ki ülkemizin bağımsızlık mücadelesinde ve terör örgütleri ile olan mücadelede hayatını kaybetmiş aziz şehitlerimiz. Onlara layık olabilmek ve onların aziz hatıralarına saygı göstermek amacıyla bu tarz çalışmalar yapmaya çalışıyorum.” şeklinde konuştu.

    “Takım çalışmasında önemli olan kelimeleri zihninize getirin ve çalıştay masalarına hazır olarak geçin.” diyerek arkadaşlarını motive eden Nida Bayhan, özetle arkadaşlarına şöyle seslendi:

    “Kendinize ait iç motivasyon kaynaklarını belirleyin. Çalıştay masasına oturduğunuzda ‘Üniversiteme, öğrenci arkadaşlarıma, kendime, ülkeme verebileceğim en iyi geliştirme iyileştirme önerisini yapacağım.’ deyin. Bu motivasyon kaynağı herkes için farklı olabilir. Bunu belirlemenizi istiyorum. Güzel bir çalışma ortamı yakalayıp güzel sonuçlar elde edersek, ki ben böyle olacağını düşünüyorum, üniversitemizin Kalite Komisyonu, Kalite Koordinatörlüğü ve Yönetimi, sizlerin geri bildirimlerinizi değerlendirecekler. Üniversitemizin eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve toplumsal katkı gibi faaliyetlerini güçlendirmiş olacağız. Güçlendirirsek ne olacak? Daha nitelikli bir mezundan bahsedebileceğiz. Günümüz dünyasında sadece diplomanın yeterli olmadığı herkes tarafından biliniyor diye düşünüyorum. Farklı becerilerin geliştirilmesi gerekiyor. Nitelikli mezun kavramı içerisinde aynı zamanda bu beceriler var. Bunların gelişmesine katkı sağlayacağız. Biz nitelikli mezun verdiğimiz zaman ne olacak? Üniversitemiz daha görünür hale gelecek. Hem ulusal hem uluslararası anlamda daha görünür bir üniversite. Bizim üniversitemiz ve ülkemizdeki diğer üniversiteler benzer süreçleri yürütüyorlar. Hep beraber biz bu işlerde olursak ne olacak? Daha görünür ve güçlü bir Türkiye. Hem uluslararası rekabet edebilen hem de kendi içerisinde gayet güçlü bir Türkiye’den bahsedebileceğiz. O yüzden bugün burada olmanıza ciddiyetle yaklaşmanızı istiyorum. Çalıştay masasında da eğlenerek, fikir alışverişi yaparak, istişare ederek sürece katkı sağlamanızı istiyorum.”

    Prof. Dr. Zeki Arsal, Çalıştayın Temel Amacını Anlattı

    Eğitim Öğretim Alt Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Zeki Arsal ise yaptığı konuşmada, çalıştayın temel amacının öğrencilerimize sunduğumuz eğitimin niteliğini ve kalitesini artırmak olduğunu vurgulayarak, özetle “Eğitimde kalite dendiğinde bunun en önemli göstergesi, yetiştirdiğimiz insanların niteliğidir. Özellikle sizin 21’inci yüzyıl becerilerine sahip, ulusal ve uluslararası yeterliliklerle donanımlı mezun olmanızdır. Size sunduğumuz eğitimin topluma ve hayata katılmanızda öğrenci merkezli olması önemlidir. Öğrenci merkezli eğitim dediğimiz zaman özellikle sizin eğitim planlama, uygulama, değerlendirme süreçlerine aktif paydaş olarak katılmanız, burada rol almanız önemli görülmekte. Bu çalıştayda da sizin beklentileriniz, ihtiyaçlarınız ve size sunduğumuz eğitimle ilgili beklentilerinizi karşılayacak belirli verilerin elde edilmesi bizim için önemli.” dedi.

    Eğitimin özellikle programların tasarlanması, planlanması aşamasında öğrencilerin ihtiyaç ve beklentilerinin karşılamamasının, bu programların gerçek hayatta geçerliliğinin olmaması anlamına geleceğini kaydeden Prof. Dr. Arsal, “Bu nedenle sizlerin bu çalıştayda ortaya koyacağınız görüşler, ihtiyaçlar, beklentiler bizim size daha kaliteli ve nitelikli bir eğitim hizmeti sunmamızda yol gösterici olacak. Ben bu anlamda paydaş olarak sizlerin bugünkü çalıştayda düşüncelerinizi, beklentilerinizi açık bir şekilde ifade etmenizin önemli olduğunu düşünüyorum. Çalıştayın yararlı olmasını umuyorum.” ifadelerini kullandı.

    Prof. Dr. Kâmil Gürel, Yükseköğretimde Kalite Konulu Sunum Yaptı

    Rektör Yardımcısı ve Kalite Koordinatörü Prof. Dr. Kâmil Gürel, yükseköğretimde kalite, PUKÖ döngüsü ve eğitim öğretimdeki aşamaları ile öğrenilmiş çaresizlik hakkında bir sunum yaptı. Yükseköğretimde kaliteye niye ihtiyacımız olduğunu açıklayan Prof. Dr. Gürel, özetle “Çünkü yükseköğretime giderek artan bir talep var. 2010 yılında yükseköğretimde Türkiye’de 1 milyon öğrenci vardı, şimdi 8 milyon öğrenci var. Bununla beraber kamu kaynaklarımız bu oranda artmıyor. Üniversitelerden eğitim öğretim yanında araştırma geliştirme, toplumsal katkı faaliyetlerini bekliyorlar. Bunların önemi arttı. Bilgi iletişim teknolojileri, eğitim yöntemleri değişti. Bunları koordine etmek gerekiyor. Uluslararasılaşma ve sıralamalar öne çıkmaya başladı. En son Yükseköğretim Kalite Kurulu kuruldu. Tüm bu motivasyonlarla bizim yükseköğretimde kaliteyi hep birlikte bilmemiz, uygulamamız gerekiyor.” dedi.

    “Çok Hızlı Bir Teknolojik Devir Geçişinin İçindeyiz.”

    Prof. Dr. Kamil Gürel, 2018-2022 yıllarında Yükseköğretim Kalite Kurulu Başkanı olan Prof. Dr. Muzaffer Elmas’ın bir sunumuna atıf yaptığı konuşmasında, özetle şunları söyledi:

    “Dijital dönüşüm, dijital devrim ya da akıllı sistemlerin, artırılmış gerçekliğin, yapay zeka, robot uygulamaları ile 2014 civarında insanların ve kurumların uyumu ile teknoloji gelişim hızının birbirini takip eden gelişmesinde bir kırılma oldu ve en son Metaverse’ün eklenmesiyle bu iyice arttı ki, bir devir kapandı ve bir devir açıldı. Belki bundan 50-100 yıl sonra 2014’ü ve bu yılın etrafındaki bazı yılları, 1453 gibi bir devrin başlangıcı olarak anabiliriz. Böyle bir devir geçişinin içindeyiz. Teknolojik gelişimler bu kırılmadan sonra öyle bir ivme kazandı ki, cebimizde taşıdığımız telefonlarımızdaki bazı uygulamaların verdiği hizmetlerin farkında bile değiliz. Bilgisayarlarımız keza öyle… Bizim anlayıp hemen uyum sağlayabileceğimizin üzerinde bir teknolojik gelişme var. Kullandığımız tüm teknolojik sistemlerde böylesine hızlı gelişmeler oldu. Nida’nın da belirttiği gibi sadece düz mezunlar artık aranmıyor. Analitik düşünme yeteneği olan, inovasyon becerileri olan, aktif öğrenme stratejilerini bilen, dijital yetkinlikleri olan, kompleks problemleri çözebilen mezunlar isteniyor. Mevcut sistemlerle eğitim ve diğer faaliyetlerimizde bu hızlı teknolojik değişime nasıl daha fazla uyum sağlayacağız? Bilişim yöntemlerini kullanıp çevik liderlik yaparak bunu yapabileceğiz. Teknolojik değişim ve bizim adaptasyon yeteneğimizin birbirinden farklılığı nedeniyle düşünme ve uygulama yöntemleri, stratejik planlama ve 4 yıllık planlanmış eğitimler de bile değişiklikler olmaya başladı. Artık yeni, diploması olmayan bazı meslekler var. İnsanlar bazı büyük şirketlerde sadece sertifikayla işler buluyorlar. O zaman bizim diplomalarımız tek başına yeterli değil, sertifikalarla da bizim zenginleşmemiz lazım. Kuşak değişikliği var. Bu kuşağın beklentilerinde, interdisipliner çalışmalar gibi birçok aktif etken var. 2017-2018 yıllarında hazırlanmış bir slayt ve burada deniyor ki; ‘Günümüzdeki işlerin yarısı 2025’te yok, yüzde 65’i de 2035, 2040’lı yıllarda yok.’ STEM’i hepiniz duymuşsunuzdur. Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik’in İngilizce kısaltmalarından oluşuyor. Bilgisayarlar birçok işi üstlenince özellikle sosyal branşlardaki iş yapma usulleri değişecek. Geride kalan meslekler bunlar olacak. İsmini bilmediğimiz, yeni yeni ortaya çıkan Youtuber’lık, Influencer’lık gibi birtakım meslekler ortaya çıkacak ve bunlar giderek de artacak. Bunların bir kısmının eğitimini biz üniversitelerde henüz veremiyoruz. Bizim bir kısım işlerimizi bilgisayarlar alacaksa eğer, insanlara ihtiyaç azalacak mı peki? Paradoksal şekilde insani özelliklere ihtiyaçlar daha çok artacak. Sanal iş birlikleri ve uzaktan çalışmalarda sanki insanların uyumu düşüyor, bazı kurallar biraz esniyor ya da kuralsızlık oluyormuş gibi düşünebilirsiniz ama tam tersine daha dürüst olan, daha düzgün çalışan, etik hassasiyeti daha yüksek olan ve bu tür insani değerlere daha çok sahip olanlar öne çıkacak. Sanayi 4.0’la beraber artık kaynak yapan usta dendiği zaman eline elektrotu alıp kaynak yapan usta değil de, bunu kullanan robotik ara elemanları kumanda eden dijital yüzleri kullanan kişiler kaynak ustası oluyor, yani meslek tanımları da hızla değişiyor. Her birinizin mesleğinde özellikle mezuniyet sonrasında bu tür değişiklikler olduğunda neler olacak? Bunları şimdiden düşünüp buna göre öğrenciliğinizi ve sonrasını planlamanız gerekiyor.”

    “Japonya, Kalite Yönetim Sistemlerini Ciddiye Aldığı ve Kullandığı İçin Kısa Sürede Gelişti.”

    Konuşmasına Japonya örneği ile devam eden Prof. Dr. Kamil Gürel, özetle “Japonya 2. Dünya Savaşı’ndan kaybeden ve bitmiş durumda çıkıyor. Ama ABD’den birkaç bilim adamı Japonya’ya gidiyor. Bunlardan biri olan Deming diyor ki, ‘Kalite Yönetim Sistemleri diye bir kurgu var. Bunu kullanırsanız siz kısa sürede dünyayla açığınızı kapatırsınız. Bunu kullanmaya devam ederseniz dünya sizi yakalamak için çok uğraşır.” Japonya sadece kültürel özellikleri nedeniyle değil, bu kalite yönetim sistemlerini ciddiye aldığı ve kullandığı için de kısa sürede giderek yükselen bir şekilde sanayisini geliştiriyor ve bir dünya devi haline gelen şu markalar çıkıyor Japonya’dan: Sony, Panasonic, Toyota ve Honda. Bu markalar o yıllarda doğuyor.” diye konuştu.

    “Tüm Faaliyetlerde PUKÖ Döngüsü Uygulanmalı.”

    PUKÖ (Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem Al) döngüsü hakkında ayrıntılı bilgi vererek, üniversitedeki tüm faaliyetlerde PUKÖ döngüsünün uygulanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Gürel, “Bu sağlandıkça, kontrolde hatalarını saptayarak öğrenen, bu hataları bir daha karşılaşmamak üzere azaltıp ve sürekli iyiye doğru yol alan bir sistem kurulmuş oluyor.” dedi.

    “Kalite Yönetim Sistemleri, Yetkin Kişilerle Öğrenilmiş Çaresizliği Henüz Yaşamamış Öğrencileri Bir Araya Getirir. Bu Çalıştayda İnşallah Bunlardan Biri Olacak.” 

    Sunumunda öğrenci merkezli öğrenme ve meşhur bir deney üzerinden öğrenilmiş çaresizlik hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Gürel, özetle “Niye engellendiklerini bilmeyen bireyler, toplumdaki diğer bireylere karşı baskıcı, engelleyici olurlar. Yükseköğretimde öğrenilmiş çaresizlik var mı peki? Sadece üniversitelerde değil birçok kurumda var aslında. Eğer birtakım yeniliklere karşı, birtakım problemlere karşı denemeyi, test etmeyi ya da öğrenmeyi bırakırsanız, deneydeki maymunların haline dönebiliyorsunuz. O kurumlarda çalışanlar fikir üretse de önemsenmeyeceği için denemeyi bırakıyorlar, kuruma katkı yapmayı bırakıyorlar ve bir süre sonra o kurumdan ayrılıyorlar. Bunu şunun için anlatıyorum: Üniversitelerde de bizler, dekan, müdür, rektör yardımcısı oluncaya kadar bazı heveslerimiz törpüleniyor. Yönetmeyi öğreniyoruz, sistemleri öğreniyoruz ama böyle heyecan verici birtakım fikirleri unutuyoruz. İşte Kalite Yönetim Sistemleri bu şekilde birikim kazanmış yetkin kişilerle hayal kırıklığını yaşamamış, hayalleri, hevesleri törpülenmemiş öğrencileri bir araya getirirler. Bu toplantıda inşallah bunlardan biri olacak.” vurgusu yaptı.

    “Beş kör adam ve Filin tanınması metaforu” 

    İmam Gazali hazretlerinin Kimya-i Saadet isimli kitabında geçen bir çadırdaki fili tanımlamak için beş kör adamın file dokunması kıssasına atıfla; ’11. Yüzyılda yazılan bu kıssada özetle; insanların durduğu yere ve tuttuğu şeye göre farklı doğruları vardır. Münakaşalar da bundan çıkar. Bu tespit günümüzde hala geçerliliğini korumaktadır’ diyen Prof. Dr. Gürel, ‘Kalite güvence sistemlerinin farklı bakış açılarından gelen doğruların uygun oranlarda bir araya getirilerek bütünü oluşturmak için bir önemli bir metot olduğunu, bu çalıştayda da öğrencilerimizin merkezde olduklarını’ ifade etti.

    Sunumun ardından çalıştay programı hakkında bilgilendirilen öğrenciler, gruplara ayrılarak, fuaye alanına kurulan masa başı çalışmalarına geçti. Masalarda öne çıkan konuların sunumu ve değerlendirmesinin ardından çalıştay tamamlandı.

    Önceki İçerikSağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Kariyer Söyleşileri
    Sonraki İçerikHemşirelik Bölümü Kariyer Söyleşileri Programı Gerçekleştirildi