Genel, Gündem

ALİM Konferanslarına Büyük İlgi

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde (BAİBÜ) ilk kez düzenlenen “Ahlaklı Liderlik, İhlaslı Motivasyon” (ALİM) konferansı büyük ilgi gördü. BAİBÜ Kültür Merkezi  Mavi Salon’da gerçekleşen konferans programına konuşmacı olarak İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Veysel Akkaya, Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. İbrahim Baz, BAİBÜ İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Sena Arvas ve BAİBÜ İlahiyat Fakültesi Öğr. Üyesi ve Sağlık kültür ve spor dairesi başkanı Doç. Dr. Şaban Karasakal konuk oldu.

BAİBÜ Mefkure Topluluğu tarafından düzenlenen programa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erol Ayaz, Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Tanrıkulu, Yeniçağa Kaymakamı Yunus Emre Bayraklı, Dörtdivan kaymakamı Yusuf Kaptanoğlu, Ali Ericek, Mustafa Ericek, Bolu’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları yönetici ve temsilcileri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. 

Etkinliğin açılışında bir selamlama konuşması yapan  BAİBÜ Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Tanrıkulu, “Liderlik kavramı ve motivasyon kavramı çerçevesinde her şeyden önce ahlak ve erdem’i ön plana çıkaran ve çağımızın gereksinimi olan ahlaklı bir neslin yetişmesine büyük katkı sağlayan bu tür programların artarak devam etmesini temenni ediyoruz”diye konuştu.

Doç. Dr. Şaban Karasakal, “Nice alimler başlarına gelen onca sıkıntılara rağmen, üzerlerine üzerlerine gelen dünyaya ve zalimlere rağmen zaaf göstermediler yılgınlık göstermediler,  dua ettiler ve yapmaları gerekeni yaptılar yılgınlık göstermedikleri için Allah da onlara ve peşlerinden gidenlere de en güzel sevabı vermiştir. üniversitemiz yönetiminin bu programa desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Ali Ericek bey başta olmak üzere  programa destek veren katılan herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

“Aşk’ın Namazı”

Programda ilk konferansı Sabahattin Zaim Üni. İslami İlimler Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Veysel AKKAYA  verdi. Akkaya, Akşemseddin hazretlerinin manevi ikliminde aşkı konuşmanın bambaşka bir duygu olduğunu ifade ederek,  “Eğer bir toplumda muhabbet yoksa din de yoktur. Muhabbet ne kadar fazla ise dinde o kadar çoktur. Asr-ı saadet toplumu bir muhabbet toplumuydu bir sevgi toplumuydu. Ondan sonraki dönemde bu muhabbet azalmaya başladı, hukuk ön plana çıktı. Çünkü sevgiyi çekerseniz sadece kurallar kalır. Daha sonraki süreçte  Bu muhabbeti yeniden inşaa etmek için çalışmalar yapıldı ve tasavvuf böyle ortaya çıktı. islamın temelinde muhabbet vardır. Bunları en iyi temsil eden sufiler yani, Allah dostları oldu. Onlardan birisi de işte Akşemseddin hazretleridir” şeklinde konuştu.

Akkaya, günümüzde müslümanlara modernitenin en büyük darbesi, sevgiyi dünyevileştirmesi olduğunu belirterek, “Sevgiyi meta haline getirmek, Batı’nın İslam toplumuna bilinçli empoze ettiği bir olgu. İnsan Allah sevgisini duymaya, duymaya unuttu. İlâhî sevgi için Allah’ı bilmek çok önemli.” dedi. Akkaya, İlâhî sevginin zikir ve şükür ile ilgisine dikkat çekerek, “İnsan Allah’ı seviyorsa her zaman onu zikretmeli. O’na şükretmeli ki sevgisi ziyadeleşsin. Sevginin en büyük tezâhürü güzel ibâdet olup, buda namazla zirveleşir. İnsan, namazdayken aslında Allah ile muhabbet eder” ifadelerini kullandı.

“Anlamın Arkeolojisi”

Şırnak Üniversitesi. İlahiyat Fakültesi  Öğr. Üyesi Doç. Dr. İbrahim Baz ise katılımcılara ‘Anlamın Arkeolojisi: Ruh ve Nefs Arasında İnsanın İç Yürüyüşü’ başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. İbrahim Baz bugün anlamsızlığın, anlamı örttüğü bir çağa şahitlik ettiklerini ifade ederek özetle; “anlamın ciddi bir şekilde erozyona ve ruh kaymasına uğradığı bir dönemde yaşıyoruz. Dolayısıyla anlam dediğimiz şey, görünenin arkasında olsa da aslı manadır. Mana, görüntünün arkasındaki kasıttır. Biz bugün maddeye o kadar mahkum bir hale geldik ki görüntü ve gürültü bizi o kadar boğmaya başladı ki manayı kaybettik. Fakat mananın bir de alt başlıkları bulunuyor ve o yüzden mananın arkeolojisi dedik. iki tane değer taşıyıcı toprak vardır. Birincisi gençliktir , gençlik hazinedir ve bu hazinenin heba olmasını istemiyoruz. İkincisi ailedir ve bugün aileye operasyon vardır. Türkiye’de aile boşanma oranları yüzde 25’e ulaştı. Bizim iyiyi ve doğruyu anlatmamız ve eksiklikleri tamamlamamız gerekiyor.” şeklinde konuştu. Ruh ve nefsi arasında kalan insanın mana yürüyüşünü konuşmasında detaylandıran Baz; “İlimsiz insan muhaldir, irfansız ilim ise vebaldir. Allah bizleri kalbimizle bilir. Allah ile bizim aramızdaki her şey dünyadır, içimizdeki dünya ise nefsimizdir. Nefis isteklerin peşinde, ruh ihtiyaçların peşinde koşar” şeklinde konuştu.

“İnsan İlişkileri  ve Etkili İletişim”

BAİBÜ İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Sena Arvas da program kapsamında katılımcılara  ‘İnsan İlişkileri  ve Etkili İletişim’ konusunda bir sunum yaptı.   Her şeyin temelinde insanın olduğunu ifade eden Arvas özetle,  “İnsan dünyaya geldiği ilk andan itibaren çevresindeki insanlarla iletişim kurmaya başlar. Her şeyin bir mesajı vardır ve her mesajın bir kodu vardır. Doğru araç kullanmak, düzgün kodlama yapmak, doğru insana, doğru mesajı göndermek gibi göndericinin üzerinde bazı sorumluluklar vardır.  İletişim elbette  sadece konuşmaktan ibaret değildir.   Giydiğimiz kıyafet, yaptığımız saç, sürdüğümüz koku, attığımız bakışla iletişim kurmuş oluruz. Mesaj bizim seviyemize göre kodlanmadıysa o mesajı anladığımızı zannederiz. Mesaj karşımızdaki kişiye göre kodlanmalı. Karşı tarafın hassasiyetini gözetmemiz, özellikle cinsiyet ve yaş büyük bir önem teşkil eder.” dedi.

“Hizmetkar Liderlik”

Doç Dr. Şaban Karasakal ise , ‘Hizmetkar Liderlik’ başlıklı konferansında “ Liderler, tecrübe ettikleri için hayatın gerçeğinin farkında varmış olup, risk almaktan çekinmeyen insanlardır.” dedi.  Liderliğin özelliklerini dinlemek, empati, iyileştirme, farkında olma, ikna etme gücü, ileri görüşlülük,olarak sıralayan Karasakal özetle; “Nefse tat verip, ruha azap veren  şey sizin helakınızdır. Nefse azap verip ruha tat veren şey ise sizin kurtuluşunuzdur. Canınızı sıkan şey kurtuluşa basamaktır aslında. Namazı nasıl kılacağımıza, bunu Allah ile iletişimimizde eşinizle, evladınızla, muhatabınızla kadar nasıl etkili ve kaliteli yapacağımızı bildikten sonra biz hizmetkar lider oluruz. Bizler öncelikle kendimize şu soruyu yöneltmeliyiz: “Dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bir hale getirmek için ne yaptık? Hep başkalarına bir ayar verme peşindeyiz, ta ki iş bize gelene kadar. Lideri eleştirmek için iş başına görmek gerek. İtaati anladığımız gün liderliği anlatacağız.  Bu bayrak olur, vatan olur, iş olur, birinin bedel ödeyerek sahip olduğu şeye biz bedel ödemeden  sahip olursak onun yanındaki değerle bizim sahip olduğumuz değer aynı değildir. Onun için biz biraz kendimize bakmak durumundayız. Bu devirde evliya da eşkıya da gençliğe talip, o sebeple siz size düşeni yapın. Hedonist bir gençlik değil de neyiniz varsa bir başkasıyla paylaşın. Bir mum alevinden başka bir mumu tutuşturmakla ışığından hiç bir şey kaybetmez’ düsturuna sahip olunması gerekir. Gandi’nin bir sözü vardır: ‘dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun, bir başkasını değişmek yerine öncelikle kendinizi değiştirin. Hayat bir mücadele alandır. Mücadelemiz, mücahedesizse başarılı olamayız. Egomuzu besleyerek hep dünyevi işte kalıyoruz.  Rabbimizle iletişimimize dikkat etmeliyiz. Bunu hikmetle yapın. Hikmetin başı Allah’tır. Hikmet, hayatın manasını anlamaktır. Bu yolda kuvvet ise hayatın manasına giden yolda sarsılmamaktır.” dedi.  

ALİM konferanslarının ilki, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çektirilmesiyle sona erdi.