Genel, Gündem, sempozyum

7. Köroğlu Sempozyumu, Kapanış ve Değerlendirme Oturumuyla Sona Erdi

Köroğlu Festivali kapsamında Bolu Valiliği, Bolu Belediye Başkanlığı ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi tarafından düzenlenen ve 2 gün boyunca özgün çalışmalar ortaya konan 7. Köroğlu Sempozyumu, kapanış ve değerlendirme oturumuyla sona erdi.

Başkanlığını Prof. Meral Ozan, Prof. Dr. Ali Çelik ve Bolu Belediye Başkan Vekili Emine Davarcıoğlu’nun yaptığı değerlendirme oturumunda, Prof. Dr. Meral Ozan’ın sempozyumla ilgili yapılacak yayın çalışmaları hakkında bilgi vermesinin ardından ilk sunumu Emine Davarcıoğlu yaptı. Davarcıoğlu, Bolu Belediyesi olarak bugüne kadar Köroğlu ile ilgili ne varsa sahip çıkmaya, bunları gün yüzüne çıkarmaya çalıştıklarını vurgulayarak, bu konuda üniversiteden önemli destekler aldıklarını hatırlattı.

Köroğlu ile ilgili yaptıkları çalışmalar ve etkinlikler hakkında bilgi veren Davarcıoğlu, “Köroğlu ile ilgili uluslararası resim yarışmaları düzenledik. Salona girişte gördüğünüz resimler, o yarışmalarda dereceye giren resimler. Şu anda elimizde 400’e yakın koleksiyon var bunlarla ilgili. Bu resimler şu anda kent müzesinde sergilenmekte. Köroğlu Parkı tamamlandığında bunlar Köroğlu külliyesinde sergilenecekler.” dedi.

Bu yıl Köroğlu Sempozyumu’nda Köroğlu’nun sanatsal yönünün ele alındığını kaydeden Davarcıoğlu, “Amacımız , kültürel değerlerden yola çıkarak bugünleri daha iyi yorumlamak, bugünleri daha yaşanır kılmak. Belediye olarak amacımız, konuyla ilgili duayenleri bir araya getirmekti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Köroğlu ile ilgili böyle bir organizasyonu Bolu Valiliği, Bolu Belediye Başkanlığı ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi ev sahipliğinde yaptık. Böylece tarafların çalışmalarını ortaya koymalarını sağlamak, yeni çalışmalara yol almalarını teşvik etmek, ortaya çıkan sinerjiden yeni çalışmalar türetilmesini sağlamaktı. Bu konuda emeği geçen herkese, özellikle rektörlüğe, hocalarımız Prof. Dr. Ahmet Serkan Ece’ye ve Prof. Dr. Meral Ozan’a, Sayın Alaaddin Yılmaz ve belediyedeki çalışma arkadaşlarıma ve diğer belediye ekibi çalışanlarına çok teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Prof. Dr. Ali Çelik ise yaptığı değerlendirmede, “Bu sempozyumun diğer sempozyumlardan ayrılan en önemli yanı bana göre farklı iki bilimsel disiplinin bir arada ortaklaşa çalışması. Müzik ve halk bilimi… Bu son derece önemli. Çünkü halk bilimi denilince aklımıza bütün bilimlerin ortasında olan, merkezinde olan bir bilim geliyor. Halk kültürü geliyor, milli kültür geliyor. Köroğlu ise;  mertliğin, yiğitliğin, cesaretin, korkusuzluğun ve aynı zamanda tevazunun örneği olan bir kişi.” diyerek, sempozyumda ele alınan konulardan örnekler verdi.

Prof. Dr. Ali Uçan ise, bu sempozyumun canlılığı, yoğunluğu, derinliği, genişliği ve ufukluluğu ile 35 yıllık süre içinde kendisinde en sağlam iz bırakan birkaç sempozyumdan biri olduğunu belirterek, emeği geçenleri kutladı. Değerlendirmesini bir öneride bulunarak tamamlayan Prof. Dr. Uçan, “Üniversitemizde bir Köroğlu Müzik Kültürü ve Müzik Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Merkezi’ni kuralım. Belediyemizin oluşturduğu yeni oluşumla bu merkezi ilişkilendirip Türk dünyası açısından da çok önemli olacak, kültür ve eğitim boyutlarıyla işleyen bir merkez oluşturalım diyorum.” dedi.

Prof. Dr. Nebi Özdemir ise, sempozyumu özgün fikirler ortaya konması açısından çok başarılı bulduğunun altını çizerek, özetle “Köroğlu kültür belleği dediğimiz tanımı artık konuşabiliriz. Bu kavram, hem coğrafyaları hem kültürleri etkileşimde doğan inanılmaz renkli ve zengin bir alan olarak ortaya çıkıyor ve geleneksel bilgilerin, deneyimlerin ve kültürel kodların bulunduğu özgün bir yapıya sahip. Köroğlu, soylu kahramanlar statüsünde coğrafyalara kendi kimliğini sunabilmiş ender insanlardan birisidir. Bu açıdan da kültürel belleğin güzel örneklerinden bir tanesidir. Bu kültürel belleğin çok çeşitli olduğunu gördük. Hocalarımız güzel örnekler sundular bizlere. Özetle, yaratıcı kültürel boyutlarıyla yeni sektörler için de bizim için önemli bir bellek. Bu, bizim kim olduğumuzu ortaya koyuyor, bu açıdan çok önemli. Olmadığını düşündüğünüz zaman gerçeği anlamanız daha kolay olur. Eğer olmasaydı ne yapabilirdik dediğiniz zaman önemini daha iyi anlarsınız bir olgunun.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Türker Eroğlu ise değerlendirmesinde sempozyumda sunulan birkaç teklifin önemine işaret etti. Eroğlu, özetle “Eksik kalan müzik alanının ele alınması önemliydi. Her ne kadar Türk müziğinin illa çok seslendirme gibi bir kompleksi yok ise de bu tür çalışmaları desteklemek lazım. Ama bunu yeni üretimlerle, yeni bestelerle destekler ise daha verimli olacak diye düşünüyorum. Şu anda Türk müziği gururla okutuluyor. Bu çok önemli çünkü aslında her şey aslına rücu ediyor.” dedi.

Prof. Dr. Gülay Mirzaoğlu ise özetle “Köroğlu’nun mutlaka müzik kültürüyle birlikte ele alınması gerekliliği üzerinde hemfikirdik. Bunun da çok güzel sonuç verdiğini görüyorum. Çünkü müzik ve ebebiyat birbirine yabancı olarak bugünlere geldik. Ama bugün gördük ki gitar müziği yapan arkadaşımızla bağlama yani halk çalgılarından şan tekniğine herkes Türk halk kahramanı üzerinde durdu bu iki gündür. Demek ki kendi kültürümüz üzerine biraz kafa yormamız, sanatsal yönüyle bilimsel yaratıcılığı bu konuda birleştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca uluslararası bilim insanlarının davet edilmesi ve bu tür etkinliklerin Türk dünyasına açılması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin Köroğlu Beste Yarışması düzenlenebilir. Burada sunulan güzellemeler bile olağanüstü etkiler yarattı ruhumuzda. Bu kültürün canlı tutulması, kuşaktan kuşağa taşınması demek oluyor.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Ali Osman Öztürk ise yaptığı değerlendirmede, “Doyurucu bir sempozyumdu. Hiçbir bildiride ‘bu da nereden çıktı’ demedik, son derece özgün çalışmalardı. Ama Köroğlu’nun da hakkını vermeliyiz. Köroğlu gerçekten halk bilim ürünleri, gelenekleri arasında, temsil kabiliyeti yüksek olan ürünler arasında başta geliyor. Ahmet Saygun’un operasıyla ilgili Niyazi Tağızâde şöyle diyordu: ‘Bu sizin milli servetinizdir.’ Gerçekten Köroğlu, bizim için ve Bolu için milli bir servet. Bu servetin en önemli hazinesi belki müziği. İçinde ülkemizin niteliklerini ve motiflerini taşıyor. Bunlarla biz yerelden evrensele ulaşma gücünü bulabiliyoruz. Köroğlu’nda bunların hepsi var. Köroğlu’nda kültürel yaratıcılık endüstrisine uygun her türlü malzeme var. Köroğlu, özellikle Bolu için çok büyük bir hazine ve bu operanın, ister Azeri operasının ister Türk operasının mutlaka seslendirilmesi gerekiyor.” dedi.

Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu ise, halk müziği ve halk edebiyatının bu sempozyumda çok iyi temsil edildiğini belirterek, “Benim teklifim bir Köroğlu Ocağı’nın kurulması. Köroğlu Ocağı, aynı kültür coğrafyasındaki Çankırı’daki yarenlik göz önünde bulundurularak Bolu’da kurulabilir. Daha da önemlisi bir Köroğlu Meclisi. Siz Bolu’yu, yeryüzünde adalet arayanların, adalet bulanların, baş kaldıranların ödüllendirildiği bir şehir yapın. Yani Köroğlu ruhunu burada yaşatan bir yapıyı bu şekilde oluşturabiliriz diye düşünüyorum. Türkiye’nin belli başlı sanatçıları, adalet arayışında olanlar, kendi ayakları üzerinde duranlar, kendini var edenler, onlardan oluşan bir meclis olursa kısa sürede Bolu, o eski Köroğlu mitini tüttürür. Bütün bunları yapabilmek için de bir sivil toplum örgütü olarak bir Köroğlu Vakfı kurulabilirse çok güzel olur.” diye konuştu.

Prof. Dr. Serpil Murtazaoğlu ve Prof. Dr. Mehmet Aça’nın teşekkür konuşmalarının ardından değerlendirme yapan akademisyenlere, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yaman ve Prof. Dr. Ahmet Serkan Ece tarafından teşekkür belgesi ve hediye takdim edildi.